Felsefe, Kuran

Allah katında bir gün kaç güne eşittir?

“Gün (yevm)” kelimesi Kuran’da sadece 24 saatlik zaman dilimi için kullanılmaz. Bu kelime “gün” anlamının yanı sıra “dönem, devir” anlamına da gelmektedir. Secde Suresi’nin 5. ve Mearic suresinin 4. ayetleri “yevm” kelimesinin anlamını açıklamaktadır. Şimdi bahsi geçen ayetlere bakalım:

Gökten yere her işi çekip çevirir. Sonra sizin saymakta olduğunuz bin yıla denk bir günde (dönemde) O’na yükselir. (32-Secde-5)

Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde (dönemde) O’na yükselirler. (70-Mearic-4)

Görüldüğü gibi Allah Kuran’da “gün/dönem” kelimesini farklı zaman aralıklarına karşılık olarak kullanmaktadır. Burada önemli olan “gün/dönem” kelimesinin farklı bağlamlarda, farklı zaman aralıklarına denk olmasıdır. Zira burada farklı iki olaydan bahsedilmektedir ve bu farklı olaylar farklı zaman aralıkları ile ifade edilir. Buradan yapılacak basit bir çıkarım, olayın özelliğine göre bir “günün (dönemin)” farklı zaman aralıklarına karşılık geleceğidir. Yani Allah, Evreni 6 günde yarattığı söylendiğinde, yukarıdaki ayetlerle paralel bir düşünce ile, bu sürenin 6×24 saat anlamına gelmediğini, yani burada kelimenin “dönem” anlamının kastedildiğini anlayabiliriz.

Burada Kuran’ın ilginç bir yönü daha öne çıkmaktadır. İnsanlık tarihi boyunca zamanın, gerek Evren’de, gerekse mümkün olabilecek her ortamda her varlık için aynı şekilde işlediği tahmin edilmiştir. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda Kuran’ın yukarıdaki ayetlerinin insan zihni için ne kadar köklü bir anlayış değişikliği getirdiği ortadadır. Kuran, değişik durumlarda “gün” kavramının değişeceğini, bir “günün” elli bin yıla eşit olabileceğini söylemiştir. Yüzlerce yıl muhtemelen “Acaba böyle bir şey nasıl olabilir?” itirazlarıyla karşılaşmış olan bu ayetlerin, aslında ne kadar önemli gerçeklere işaret ettiği son yüzyılda anlaşılmıştır.

Einstein’ın en meşhur keşiflerinden birisi İzafiyet Teorisi’dir. Fizikle ciddi bir şekilde ilgilenmeyen birçok kişi hâlâ bu teorinin ne demek istediğini anlayabilmiş değildir. Kuran ancak bu teoriyle anlaşılabilen gerçeklere 1400 yıl önce işaret etmektedir. Einstein, izafiyet ile ilgili açıklamalarını “Özel İzafiyet Teorisi” ve “Genel İzafiyet Teorisi” diye iki çalışmada toplamıştır.Einstein’a göre ışık hızına yakın bir hızla hareket eden bir araca binen kimse için zaman daha yavaş akmaktadır. Dünya’daki bir kişi için 100 gün geçtiği bir ortamda, ışık hızına yakın hareket eden kişi için 50 gün geçmektedir. Bu bulgu “Özel İzafiyet Teorisi”nin en ilginç sonucudur. Evren’de hız arttıkça zaman daha yavaş geçmektedir. Demek ki zaman aynı Kuran’ın işaret ettiği gibi izafi bir kavramdır. Her ortamda, her yerde, her hızda saatler farklı işlemekte, günler farklı algılanmaktadır.

“Genel İzafiyet Teorisi” ise zamanın izafiliği konusunda hızı bir kenara bırakıp, çekim alanlarını ele almakta ve zamanın büyük çekim alanlarında daha yavaş geçtiğini göstermektedir. Demek ki Güneş’in üzerinde bir kişinin yürümesi mümkün olsa bu kişinin saati de, biyolojik, anatomik yapısı da, atomlarının düzeyindeki hareketlerin hepsi de yavaşlayacaktır. Son yıllarda yapılan bir deney de bu bulguyu doğrulamaktadır. Bu deneyi İngiliz Ulusal Fizik Enstitüsü yapmıştır. Araştırmacı John Laverty zamanı mükemmele yakın bir şekilde doğru gösteren (300 bin yılda sadece 1 saniye hata yapan) iki saati senkronize etti. Saatlerden biri Londra’daki laboratuvarda tutuldu, diğeri ise Londra’dan Çin’e gidip gelen bir uçağa kondu. Uçak yüksekten uçtuğu için, Dünya’daki çekim gücünden daha düşük bir çekimde hareket etmektedir. Yani zamanın uçakta daha hızlı geçmesi beklenmektedir.(Genel İzafiyet Teorisi’ne göre). Yeryüzündeki bir kişiyle, uçaktaki kişinin maruz kaldıkları çekim farklılıkları aslında çok ufaktır. Bu çok ufak fark ancak bu kadar hassas bir saatle tespit edilebilirdi. Nitekim uçaktaki saatin saniyenin 55 milyarda biri kadar hızlı hareket ettiği tespit edildi. Böylece zamanın izafiliği deneysel olarak da onaylanmış oluyordu. Oysa zaman hakkındaki genel önyargıya göre iki saatin arasında hiçbir farkın olmaması gerekirdi. Bu deney Kuran’ın zaman hakkındaki önyargıyı kırışını desteklemektedir.

Böylece Kuran’ın “yevm” kelimesini kullanış tarzı Yahudilerin, Hıristiyanların da altı günde yaratılmadan neyi anlamaları gerektiğini açıklamakta, onların da anlayışlarına katkıda bulunmaktadır. Uzay fiziğindeki tüm bulgular, Evren’in ve Dünya’mızın ayrı devirlerden, aşamalardan geçip yaratıldığını ortaya koymaktadır. Gaz bulutlarından galaksilere, Dünya’mızda ilk atmosferin oluşumundan, suların, madenlerin oluşumuna kadar hep değişik aşamalar, değişik devreler geçmiştir.

Eski Mısır, Çin, Hint uygarlıklarının Evren hakkındaki görüşlerini inceleyelim. Kimisi Evren’i kaplumbağaların sırtına oturtmuş, kimisi Evren sonsuzdan beri varmış gibi açıklamalarda bulunmuştur. Tüm bu uygarlıklardan hiçbiri Evren’in değişik devirlerden geçip oluştuğu gibi önemli bir noktanın altını çizmemişlerdir.

 Ayrıca Kuran,Yahudilerin, “Allah altı günde Evren’i ve yeryüzünü yarattı, yedinci günde ise dinlendi.” izahını düzeltmekte ve Allah için yorgunluğun söz konusu olmadığını söylemektedir.

Andolsun Evren’i, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları altı  günde (dönemde) yarattık, hiçbir yorgunluk da duymadık. (50-Kaf-38)