Allah Mutlak Merhametli ise Neden Dünyada Kötülüğe İzin Veriyor?

0
224 views
Felsefede Allahʼın varlığıyla dünyada gözlenen kötülüğün beraber nasıl var olduğu bir sorun olarak ortaya konmuş ve tartışılmıştır. Kötülüğün neden var olduğunu açıklamada iki tane unsurun çok temel olduğu kanaatindeyim. Bunlardan bir tanesi insan iradesi, ikincisi de imtihan dünyasında olduğumuz ki bu ikisi de birbiriyle oldukça ilişkililer. İnsana irade verilmesi kendi içinde gerçekten çok değerli bir şeydir fakat bunun da bir bedeli vardır. İrade verilmesi demek, insanın iyiyi seçebilmesi gibi kötülüğü de seçebilmesi demektir. Kötülük yapma potansiyeli olmasına rağmen iyiyi seçmesi demektir. Zaten iyiliği de değerli kılan budur. Örneğin fakirlere yardım da etmeyebilirsiniz ama elinizde imkan var fakirlere yardım ediyorsunuz. Kimi zaman insanların mallarını gasp ederek, çalarak daha zenginleşip mutlu olma imkanınız, gücünüz var ama siz bunu yapmamayı seçerek kötülüğe karşı iyiliği seçmiş oluyorsunuz. Kötülük yapma imkanınız olmasına rağmen bunu seçmeyip, iyiliği seçmeniz yaptığınız ameli değerli kılıyor. Bu yüzden insan iradesinin varlığı neden kötülüğün var olduğu sorusu açısından çok önemli bir açıklamadır. Bir çok kimse Allah bizi neden imtihan ediyor? Gibi sorular sorarak imtihan dünyasında neden olduğumuzu anlamadıklarını ifade edebilirler fakat buna karşın onlara şöyle bir soru sorun: o zaman neden bu dünyada olduğumuzu açıkla? Bu soruyu sorduğunuzda hiç kimsenin imtihan dünyasından dolayı burada olduğumuz açıklamasından daha iyi bir açıklama ortaya koyamadıklarını göreceksiniz. Şuna da dikkat etmek lazım ki kötülük sorunuyla bazı insanlar Allahʼın yokluğuna sıçrama yapmaya çalışmaktadırlar. Oysa böyle bir sorun ortaya konmadan bağımsız argümanlarla biz Allahʼın varlığını ortaya koyabiliyoruz. Örneğin ben Allahʼın Varlığıʼnın 12 Delili kitabımda kozmolojik delille, evrenin potansiyeli deliliyle, evrenin keşfedilebilirliği deliliyle, hassas ayarlarla; bilinç delili, ahlak delili, irade delili gibi delillerle Allahʼın varlığının gerek insan fıtratından gerek evrenden nasıl anlaşıldığını ortaya koydum. Yani bu soruna gitmeden bağımsız olarak biz Allahʼın varlığını ortaya koyabiliyoruz. Bu yüzden kötülük sorunu hiçbir zaman için Allahʼın yokluğunu göstermeye bir kalkış noktası olamaz. Allahʼın varlığı ortaya konduktan sonra ise neden burada olduğumuzun açıklamasının peşine düştüğümüzde imtihan dünyasından daha iyi bir açıklama olmadığını görüyoruz. Buysa neden kötülüğün var olduğunu çok iyi bir şekilde açıklıyor. Bu arada bir imtihan dünyasında kötülük olarak nitelendirilen acıların, sıkıntıların insanın manevi gelişmesine katkı sunduğu ve bu açıdan bir nimeti olduğu da unutulmamalıdır. Tek Tanrılı dinlerin en önemli iddialarından biri öldükten sonra sorguya çekileceğimiz ve yaptığımız amellere göre cennet veya cehennemde olacağımız şeklindedir. Cehennemse sıkıntının, acının, insanın istemediklerinin olduğu bir alan olarak tarif edilmektedir. Bu dünyada kötülüğün olması bizim cehennemin bir blöf olmadığını görmemizi sağlar. Çünkü biz bu dünyada sıkıntıyı, acıyı dünyadaki kötülüklerin varlığı sayesinde deneyimliyoruz. Fakat bu bize ahiretteki tehdidin, ahirette olduğu söylenen cehennemin ne kadar ciddi bir tehdit olduğunu gösteriyor, temellendiriyor. Bu dünyada bunu tadarak evrenin yaratıcısı Allahʼın gerektiği yerde insanın istemediği bir ortamın oluşmasına da müsaade edebileceği temellenmiş oluyor. Ayrıca dinin ortaya koyduğu paradigma açısından bu dünya hayatına bakalım; sonsuzca uzun bir yaşam karşısında bu dünya hayatı bir nokta. Dinin paradigması açısından baktığımızda bu tek bir noktanın içinde olan bütün kötülükler, acılar o kadar sıradan ve basit ki sonsuz mutluluk yanında bunların hepsi küçücük bir noktaya iner. Üfleseniz o da ortada kalmaz. Fakat ahiretin varlığını anlamayanlar dünyadaki kötülük, üzüntü ve sıkıntıları çok büyütürler. Çünkü onların bakış açısında var olan tüm varlık bu dünyayla sınırlıdır. Ama bir Müslümanʼın İslamʼa getirilen veya Allahʼın varlığına getirilen bir eleştiriyi kendi paradigmasını yok kabul ederek cevap vermesi gerekmez ki zaten o paradigmaya eleştiri geliyor. Fakat o paradigmanın içinde dünya hayatı, uzun yaşama karşı çok sınırlı bir yaşam olduğu için kötülük de o paradigmada çok önemsiz bir şeye dönüşüyor ve kötülük sorunu diye bir şey de ortada kalmıyor. Dinin ortaya koyduğu paradigmaya göre bu dünyadaki yaşam sebebimiz Allahʼla ilişki kurmaktır, Allahʼa yönelmektir. Yoksa biz bu dünyada mutlu olmak için var değiliz. Bu dünyada mutlu olmamıza aykırı bir şey de yoktur. Mutlu oluruz Allahʼa şükrederiz, ama bu dünyadaki temel varlık sebebimiz mutluluk değildir. Kötülük sorununa dayanarak Allahʼın varlığını inkar etmeye çalışanların ciddi bir mantık hatası yaptığına dikkat edilmelidir. Bu mantık hatası İngilizce fallacy of stolen concept yani çalıntı kavram mantık hatasıdır. Kötülük ancak Allah varsa anlamlıdır, tarif edilebilecek bir kavramdır. Bundan şunu kast ediyorum; bir şeye biz kötü dediğimiz zaman bir şahıs veya bir toplum ona ne derse desin biz yine de onun kötü olduğunu düşünüyoruz. Mesela Hindistanʼda kocalarının ölümünden sonra bir çok kadın yakılıyor. Bunu bugün hepimiz kötü olarak nitelendiririz. Ama eğer ki ahlak veya bir şeyin kötü olması sadece topluma bağlıysa, şahısların fikirlerine bağlıysa o zaman bunun kötü olduğunu da söyleyemeyiz. O toplumda bunu bir çok kimse benimsiyor ve toplumun geneli benimsediği için zaten bu uygulanıyor. Şahıslar da bunu kabulleniyorlar. Biz o şahıslar ne düşünürse düşünsün bunun kötü olduğunu söylüyoruz. Veyahut da bir kabilede çocuklara işkence yapıldığını düşünelim, o kabile ne düşünürse düşünsün bunun iyi olduğunu da düşünse kötü olduğu kanaatini taşıyoruz. Kısacası biz kötülük dediğimizde toplumu ve şahısları aşan bir şey olduğunu düşünüyoruz. Fakat Allahʼın varlığını inkar ettiğimizde toplumu ve şahısları aşan hiçbir şey ortada kalmaz ki… Nietzsche ve Sartre gibi ünlü ateistler de bunu görmüşlerdir. Allah inkar edilince artık iyinin hiçbir şekilde temellendirilemeyeceğini kabul ediyorlar, ifade ediyorlar. Kısacası Allahʼın varlığı inkar edilince bir şeyin kötü olduğu iddiasında bulunamayız. İnsanlar tavukları da pişirip yiyorlar, balıkları da pişirip yiyorlar; bir kadının pişirilmesinin buna nazaran kötü olduğunu dünyevi hangi kriterle söyleyebilirsiniz? Tavuk ve balık da dna, rna, mitokondri gibi biyolojik yapılardan oluşuyor. Yani tavuk ve balığı insandan farklı yapan bir şeyi Allahʼı inkar ettiğiniz zaman gösteremezsiniz ki. Ancak toplumu ve bireyi aşan ve ahlaki yasalar empoze eden meşru bir otorite olduğu zaman iyi kötü kavramları ve ahlak yasaları temel kazanır. Allahʼın varlığını inkar ettiğinizde bir şeyin kötü olduğunu söyleyebileceğiniz mantıksal zemininiz bile kalmaz ve kötülük sorununu da savunamazsınız. Ancak Allah varsa; mümkün olan kötülüğe dayanarak Allahʼın yok olduğunu iddia edemezsiniz. Bunu yaptığınızda demin söylediğim gibi çalıntı kavram mantık hatasını işlemiş olursunuz. Prof. Dr. Caner Taslaman