Cinsellik

Allah neden cinsel konularda kısıtlamalar getirmiştir?

Bu soruyu değerlendirirken bazı gerçekleri hatırlamamız gerekir. Öncelikle insana bedenini veren Allah’tır. Her şeyin olduğu gibi insan bedeninin sahibi de O’dur. Dahası cinselliği de insana bir hediye olarak lütfeden O’dur. Yani cinsellik, tesadüfen veya Allah’a rağmen var olmamış, onun tarafından bilinçli dizayn edilmiştir.  Soruya bu gerçekleri göz önünde bulundurarak baktığımızda, Allah’ın insan bedeni üzerinde belli kısıtlamalar getirmesi gayet tabidir. Çünkü Allah bedenimizi ve cinselliği bize armağan eden varlık olarak, onları nasıl kullanmamız gerektiğini de söyleme hakkına sahiptir. Şimdi bu konuyu bir örnekle açalım:

Arkadaşınızın size bir Ferrari armağan ettiğini, ancak arabayı 200km’den daha süratli kullanmamanızı istediğini düşünün. Ona tepkiniz, “Sen arabayı bana verdin, artık ne yapacağıma karışamazsın” demek mi olacaktır? Sağduyu sahibi herkes bu tür bir tepkinin ahlaki olmayacağını hisseder. Onun yerine saatte 200km’nin üstüne çıkmamanın nedenini araştırır, neden bulamasanız da arkadaşınıza güvenir ve yaptığı büyük lütuf karşılığında o hızı aşmamaya gayret edersiniz. Şimdi kendi örneğimize dönelim. Bedenimizin sahibi Allah O’nu bize tamamen değil, geçici olarak vermiştir. Dolayısı ile “O’nu bana verdin, artık bana karışamazsın” demeye hakkımız yoktur. Dahası, Allah, Ferrari’yi size armağan eden dostunuzla mukayese edilemeyecek kadar çok daha bilgilidir. Arkadaşınızın saatte 200 km hızla gitmeme konusundaki tespiti hatalı olabilecekken, Allah’ın bedenlerimizle ve psikolojimizle ilgili tespitleri mutlak bir bilgeliğin sonucudur. Hata barındırmaz. Bunun ötesinde, Allah’ın bize verdiği hayat, beden ve cinsellik gibi armağanların yanında, Ferrari gibi bir hediye çok küçük kalacaktır. Son olarak, Allah bizi bedenimizden dolayı sorguya çekecekken, arabayı arkadaşımızın istediği gibikullanmama durumunda sadece ona ayıp etmiş olduğumuzla kalırız.

Bu iki örneğin kıyaslaması, sorumuzu daha kolay cevaplamamızı sağlayacaktır. Allah hem bedeni hem cinselliği belli bir plan içerisinde yaratmıştır. Bu plan, Allah’ın büyük planının bir parçasıdır. Arkasında bir bilgelik vardır. Cinselliğe getirilen kısıtlamalara uyup uymamamız, Allah’ın koyduğu sınırlara ve Allah’ın emirlerine verdiğimiz önemin ve samimiyetimizin göstergelerinden biridir. Ne var ki insanı, bedeninin sahibi olarak gören dünya görüşü açısından bakanlar için bu kısıtlama anlamsızdır. Yani buradaki uyuşmazlığın temelinde cinsel ilişkinin kimlerle yapılacağından çok daha büyük bir dünya görüşü farkı yatmaktadır. Allah’a inanıp O’nu merkeze alan dünya görüşü ile insanın kendi bedenini dünyanın merkezine koyan dünya görüşleri arasındaki çatışma söz konusudur.

Allah’ın varlığına inanmayan bir kişinin cinselliğin kısıtlanmasını anlamsız bulması gayet tutarlıdır. Ancak o kişilerin de -genelde- her kısıtlamaya karşı çıkmadıklarını görmekteyiz. Örneğin ateist bir kişinin aile içi cinsellikten tiksinmesi, çocuklarla cinsel ilişkide bulunanlara kızması, hayvanlarla ilişkiye girenleri kınaması  “özgürlükçü paradigma” ile hayli tutarsızdır. Eğer ateistlerin dediği gibi tesadüfen oluşmuş, kimseye hesap verme yükümlülüğünde olmayan, bedenimizin sahibi kişilersek, bizi kısıtlayacak hiçbir mantıklı sebep ve ahlaki normgörülmemektedir. Ne var ki ateistlerin de teorileriyle tutarsız biçimde, cinsel ilişkiye belli kısıtlamalar getirdiğini görüyoruz. Bu durum Müslüman bir kişinin cinsellikte kısıtlamalara inanmasından farklıdır. Çünkü Müslüman’ın cinsel kısıtlamaya inanma ve uyma gerekçesi hem akılcıdır hem de duygusal olarak anlamlıdır; bedenin sahibi olan ve her şeyi yaratan Allah’ın koyduğu sınırları gözetmek temeldir.Bedenin asıl sahibi olan Allah hem en bilgilidir, hem de Allah’a bu bedeni ve tüm diğer güzellikleri verdiği için şükran borçluyuz. Oysa ateist, kişinin arzularını serbestçe gerçekleştirmesine engel sınırlara karşıysa ve bedenin özgürlüğünü savunurken bir yandan da cinsellikte belli durumları tiksintiyle karşılıyorsa ve diğer insanların da böyle düşünmesi gerektiğine inanıyorsa, bu tek kelime ile tutarsızlıktır.

Sonuç olarak, Allah başka konularda da olduğu gibi cinsel konularda da insanları imtihana tabi tutar. Müslümanın paradigmasında vücudun sahibi olan Allah’ın, insandan belli kurallara uymasını beklemesi gayet olağan ve tutarlıdır ve insanın imtihanın bir parçasıdır.