Ehli Sünnet Bir Mezhep ya da Fırka mıdır? Bu Bağlamda Ehli Sünnet Homojen Bir Kavram mıdır?

0
82 views


Gaziantep İlahiyatta yaptığımız Sünnetin Aktüel Değeri Sempozyumu yaptık. Videolarına ulaşan izleyebilir. Benim oradaki sunumum bu konuyla ilgiliydi. İlgili görseller de var. Onları kullanabilirsiniz. Önce büyük bir daire çizdim. Bu büyük dairenin içine de beş tane küçük daire çizdim. Büyük daire makro islam geleneği, yani on beş asırdır Müslümanların ürettiği her şey. İçindeki beş daire ise mikro, yani ehli sünnet, Şia, Zeydi, ibadilik, mutezile. Ehli sünnet de kendi içerisinde on tane küçük daire, on tane nano gelenekten ibaret. Bunlar dört fıkıh mezhebi Hanefi, maliki, şafii, hanbeli; iki tane kelam mezhebi Eşari, Maturidi; Zahiri, Eladi, Sufi, felsefeciler toplamda ona ayırdık. Ehli sünnet bu on bileşenin üst adıdır. Şemsiye kavramdır. Bir mezhep adı değildir. Ehli sünnet bir akım, bunun altında on tane bileşen vardır. Şia da öyle. Şia içerisinde imami şiası Caferiler, durziler, Nusayriler, ismaililer gibi alt birimleri var. Bunlar bugün de var. Dolayısıyla mutezile de; Horasan mutelizesi, Bağdat Mutelizesi, Basra Mutelizesi bölge bölgedir ve aralarında nüanslar var. İbadiler de Uman bölgesi ibadileri, Kuzey Afrika ibadileri gibi ayrılıyor. Dolayısıyla bu mezhep ismi değil genel olarak bir şemsiye kavramdır. Fazlurrahman tabiriyle embirella konsepti. Bu bunları kuşatan çok genel bir şeydir. Bazen Sünniler arasındaki itilafla Sünniler ve Şiiler arasındaki itilaftan daha da derin olabiliyor. Özellikle Eşariler ve Hanbeliler Bağdat’ta dördüncü, beşinci yüzyılda kılıç kılıca birbirlerine girmişlerdir. Günümüzde halen Selefiler; Eşarileri, Mutezileleri Müslüman kabul etmez. Dolayısıyla bunlar mezhep olarak değil birbirine çok yakın bir şey olarak görülmelidir. Fakat bu bile net değildir. Son yapılan araştırmalarda Mutezilenin bile Sünniliğin bir alt bileşeni olabileceği tezi var ki ben bunu yabana atmamak gerektiği kanaatindeyim. Çünkü Mutezilenin ilk defa İslam düşüncesinde İslam’ı savunan bu insan neyi savunuyordu? Allah’ın birliği, tevhid, vahdet; sonra nübüvvet, sonra Kur’an’ın icazı, ilk defa Kur’an’ın icazını yazan mutezile, sonrasında haber konusu, Kur’an bir haberdir, ilk defa hadislerin savunusunu yapan bize anlatılanların tam tersine muteziledir. Her konuda Sünnilikle örtüşür. Birkaç konuda farklılık vardır. O yüzden çok genel olarak bakıldığında Sünnilik içerisinde yer alabilir. Hatta bazı oryantalistler mutezile için bütün amacı Sünniliği savunmak olan bir ekoldü demişlerdir. Bu şunu gösteriyor ki geçişli bir yapı var, mezhepler çok keskin kompartımanlar halinde değil aralarında gri tonlar var ama Sünnilik hiçbir mezhebin adı değildir. Dolayısıyla Sünniliği bu on bileşenden hiç birisi tek başına temsil edemez. Hanefiler ben Sünniliği temsil ediyorum diyemez, Şafiiler, Hanbeliler, Malikiler de diyemez. Ehli hadis de, Eşari de diyemez. Ortaklaşa bunlara verilen bir isim olarak kabul edilebilir.

Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu