Esbabı Nüzul Hadisleri Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?

0
412 views

Kuran’daki ayetlerin iniş sebeplerini anlatan hadislere “esbabı nuzul” hadisleri denir. Kuran yeterli, detaylı, açık ve din adına her hükmü kapsayan kitabımızdır. Kuran hiçbir hadise gerek duymaz, bu yüzden Kuran’ın indiriliş sebebiyle ilgili “esbabı nuzul” başlığı altındaki hadislere de ihtiyaç yoktur. Kuran kendi kendini açıklamaktadır. Bir konuyu öğrenmek istediğimizde Kuran’ın o konuyla ilgili tüm ayetlerini bir arada değerlendirip, o konuyu öğrenmemiz gerekir. İçinde on binlerce yalan olan hadislerle Kuran’ı şartlanmış şekilde değerlendirmeye kalkmak; Kuran’ın berraklığını ve saflığını yalanla ve gereksiz olanla karıştırmak demektir. Kuran’ın sesini net olarak duymak için diğer frekanslardan gelen sesleri susturarak kulağımızı yalnızca Kuran’a çevirmek zorundayız.

”Onların sana verdiği her örneğe karşı biz sana gerçeği ve en güzel yorumu (ahsena tefsir) veririz.”
(Furkan Suresi, 33. Ayet)

Allah en güzel yorumu kendisinin verdiğini söylemektedir. Kuran’da “yorum” diye çevirdiğimiz kelimenin Arapça orijinali “tefsir”dir. Günümüzde “esbabı nuzul” (Kuran ayetlerinin iniş sebebi) hadisleri diye anılan hadisler, hep “tefsir” isimli kitapların malzemesi yapılmışlardır. Oysa Allah, “tefsir”in en güzelini (ahsena tefsir) bizzat kendisinin verdiğini söylemektedir; Allah’ın dini, insanların yazdığı tefsir kitapları olmaksızın tastamamdır.

Üstelik kanaatimize göre, esbabı nuzul hadisleri içinde diğer hadislerde olduğundan çok daha yüksek oranda yalan bulunmaktadır. Kimi ünlü tefsir kitabı yazarları, sahih ve zayıf ayrımı dahi yapmaksızın, İsrailiyat (eski Musevi hikayeleri) olduğu açıkça belli olan birçok hadisi kitaplarına doldurmuşlardır. Aynı ayetin iniş sebebinin; “bir kavle göre şöyledir, diğer kavle göre böyledir, bir başka kavle göreyse…” şeklinde birbiriyle alakasız hikâyelerle aynı kitaplarda anlatılması, bu sahadaki uydurmaların çokluğunu göstermektedir. Bu konuda uydurmaların çokluğu o kadar açıktır ki; kendisi de hadisçi ve Ehli Sünnet’in dört büyük mezhebinden birinin imamı olan İbni Hanbel bile: “Esbabı nuzul konusunda tek bir doğru hadis yoktur” demiştir.

En önemli sorunların başında akılların mezheplere ipoteklenmesi gelmektedir. Mezheplerdeki uydurmaların ve akıl dışı izahların çokluğunu hatırladığımızda, bunun yol açtığı sorunun büyüklüğü ortaya çıkar. Mezhepçi yaklaşımla Kuran tefsiri yapanlar; Kuran’ı mezheplerinin doğrultusunda açıklamaya çalışmış ve Kuran’ın metni ile ilgili alakasız açıklamalar getirmişlerdir. Aynı ayetin iniş sebebini birçok farklı biçimde anlatan esbabı nüzul hadisleri; mezhepçi tefsircilerin, Kuran’ı mezheplerine ve şahsi fikirlerine uydurmaları için engin bir malzeme oluştururlar. Zaten bu esbabı nüzul hadislerinin birçoğu; mezheplerin oluşumundan sonraki hadis yazımı döneminde, Kuran’ı kendi şahsi ve mezhepsel
fikirlerine uydurmak isteyenler tarafından uydurulmuştur.

Elmalılı Hamdi Yazır’ın tefsirinin giriş bölümünde Elmalılı’nın resmi otoriteyle yaptığı bir antlaşma vardır. Bu antlaşmanın 5. maddesinde tefsirin Ehli Sünnet fikrine ve Hanefi mezhebine uygun hazırlanacağı kabul edilir. Prof. Dr. Mehmet Aydın’ın ifadesine göre “ideolojik tefsir”, bizim daha çok kullandığımız ifadeye göre “mezhepçi tefsir” anlayışı, Elmalılı’nın daha ilk sayfalarında ortaya çıkmaktadır. (Kanaatimize göre birçok kavramın incelenmesi gibi hususlarda bu tefsirde çok değerli anlatımların olduğunu da belirtmeliyiz.) Bilgisi ne kadar geniş olursa olsun, zihinlerini Allah’ın onay vermediği insani bir ürün olan bir mezhebe, mutlak gerçekmiş gibi ipotek edenlerin yapacağı tefsir ne kadar isabetli olmuş olabilir? Hadisleri Kuran gibi dinin kaynağı kabul edenlerin, Kuran’ı Kuran dışı uydurma kutsallarla açıklama çabaları, Kuran’ı Kuran’la alakasız bir noktaya getirmekten başka bir işe yaramamıştır. Bu uydurma kutsalların adı ister mezhep imamı olsun, ister şeyh olsun, ister
hadis olsun, ister esbabı nüzul olsun…