Gadir-i Hum Olayı Nedir? Peygamberimiz Hz. Aliʼyi Halife Seçmiş midir?

0
24 views


Şii kaynaklara dayalı olarak aktarıyorum bu bilgiyi: Peygamberimiz veda haccı dönüşü Mekke ve Medine arasında Cuffe yakınlarında Gadir-i Hum denilen yerde kervanı durdurur ve denilir ki o esnada Maide 5/67. ayeti nazil olmuştur. Yâ eyyuhâ-rrasûlu belliġ mâ unzile ileyke min rabbike ve-in lem tefʼal femâ bellaġte risâletehu va(A)llâhu yaʼsimuke mine-nnâsi inna)llâhe lâ yehdî-lkavme-lkâfirîn – Ey Elçi! Rabbinden sana ne indirildiyse onu tebliğ et. Tebliğ etmezsen vazifeni yapmış olmazsın. Allah, seni insanlardan korur. Allah, kâfirler topluluğunu yola getirmez. (Maide 5/67) Şii kaynaklarda ki Kuleyniʼnin El Kafiʼsini merkeze alarak bu cümleleri kuruyorum; Hz. Peygamber bu ayet üzerine orada Aliʼnin velayetini/imametini ilan etti. Mem kuntu mevlahu fevu Aliyyu mevlahu – ben kimin mevlası/dostu isem Ali de onun mevlası/dostudur diyerek onu imam tayin etmiş oldu. Hatta Ebu Bekir ve Ömer de kervandaydı, Aliʼyi tebrik ettiler. Rivayet özetle budur.
Olayın üzerine gittim ve araştırdığımda ortaya şöyle bir gerçek çıktı; evet veda haccı esnasında Gadir-i Hum ya da başka bir yerde Hz.Peygamber küçük bir gruba Ali hakkındaki şikayetlere cevap vermiştir. Burada Mem kuntu mevlahu fevu Aliyyu mevlahu – ben kimin mevlası/dostu isem Ali de onun mevlası/dostudur ifadesini de kullanmış olabilir. Fakat dikkat edin Hz. Ali hakkındaki şikayetlere cevap vermiştir. Şikayetler ne ile ilgili? Hz. Ali ilginç bir insan, lafını esirgemeyen bir insan ve zaman zaman çok kırıcı da davranabiliyor. Kuvvetle muhtemel veda haccına Yemen üzerinden geliyor ve heyette bol miktarda kumaş var. Bir ara Hz. Ali uzaklaşınca oradaki insanlar hacca gidiyoruz diye o kumaşlardan kendilerine elbise yapıyorlar. Hz. Ali de durumu fark edince bu insanlara bağırıp çağırıyor, kızıyor. O insanlar da bunu Peygambere şikayet ediyorlar. Yani Gadir-i Hum denilen yerdeki olayın Maide Suresi 5/67. ayetle ilgisi olmadığı gibi, mahiyeti de Hz. Ali hakkındaki şikayetlere cevap niteliği taşımaktadır. Ama Şii kaynaklar der ki Maide Suresi 5/67. ayetin başlarındaki dinin tamamlandığı ayeti ile de irtibatlandırırlar. Şahsi kanaatim bu olayın daha sonra Hz. Aliʼnin imametini temellendirmek bağlamında yorumlandığı doğrultusundadır.
Önce inanırsanız her şeyi ispatlayabilirsiniz. Şii düşünce önce Hz. Aliʼnin nas ve tayinle imam olduğu meselesini iman meselesine dönüştürdü daha sonra da bunu temellendirmek için tarihi vakıalardan delil bulmaya çalışmıştır. Buradan hareketle şunu söyleyelim ki Şii dünyadaki tarih anlayışı da, Sünni dünyadaki tarih anlayışı da problemlidir. Sadece Hz. Peygamberin vefatı ve ondan sonraki dört halife dönemiyle alakalı birbirinden farklı dört tarih telakkisi inşa edilmiştir. Bu, günümüzde Müslümanların niye uzlaşamadıklarını da anlamamıza imkan sağlar;
1. Şiaʼnın tarih telakkisi; Hz. Ebubekir ve Ömerʼin hilafetini kabul etmezler, onları gasıp olarak görürler, hilafetin direk Hz. Aliʼnin hakkı olduğunu söylerler.
2. Şii tarih telakkisi; Hz. Ebubekir ve Ömer dönemini ideal dönem olarak kabul ederler Osman ve Aliʼyi tekfir ederler.
3. Sünni tarih telakkisi; dört halife dönemini idealize eder ve İslamʼı onun üzerinden anlamaya çalışır, bu da problemlidir.
4. Zeydi tarih telakkisi; Şia ile ehli sünnet arasındadır. Hz. Ebubekir, Ömer, Osmanʼın hilafetlerinin de efdal mefdul tartışmasından mefdul yani daha az faziletli olmalarına rağmen caiz olacağını söylerler.
Müslümanların bu tarihin, geçmişin ipoteğinden kurtulabilmesi için tarihi doğru anlamaları gerekir. Geçmişten bize gelen her bilgi doğru bilgi değildir.

Prof. Dr. Hasan Onat