Hadisler Kuran ile Eşdeğer midir? Hadisler Kur’an gibi Korunmuş mudur?

0
40 views


Yaygın olan bu anlayış yanlış ve abartılı bir anlayıştır. Elbette peygamber efendimiz vahyin eğitiminden geçmiştir, vahiy onu yönlendirmiş, yetiştirmiş ve bilgilendirmiştir. Bu vahyi tebliğ eden ve uygulayan bir lider bir eğitimci bir rehber olarak elbette etrafındaki insanlarla ilgili birtakım şeyler söyleyecektir. Onları eğitecek, onlara şöyle kalkın şöyle oturun şunu yiyin şunu yemeyin şöyle konuşun şöyle konuşmayın diyecek ve dinin gösterdiği şeyleri o insanlara anlatacaktır. Hadis nedir? İşte peygamber efendimizin bu konuşmalarını, bu davranışlarını anlatan bilgilerdir, anlatımlardır. Dolayısıyla peygamber efendimiz hiç konuşmadı, insanlara bir şey söylemedi demek ve bütün hadisleri reddetmek doğru değildir. Bu hadislere yabancı birtakım unsurlar da karışmıştır. Bu kültüre genel olarak yabancı dinler ve inançlarla ilgili birçok şey karıştırılmıştır. Hadisler hicri birinci yüzyıldan sonra derlendi. Diyelim ki en meşhur sahih hadis kitabımız Buhari. Kitabın yazarı Buhari hicretten sonra iki yüz elli altı yılında vefat etmiştir. Müslim de onun talebesi sayılır. Hicretten iki yüz altmış beş yıl sonra vefat etmiştir. Diğer hadis kitapları da daha sonra yazılmıştır. En erken derleyen Muhatta’nın sahibi İmam Malik Hicri yüz yetmiş dokuz yılında vefat etmiştir.
Hadisler Kur’an’a Eş Değer midir? Kitabımda konuyu dört ana başlıkta detaylıca şöyle anlattım:
1. Kur’an’ın Allah’ın korumasında olduğu gibi hadislerin hiçbir koruması yoktur.
2. Hadisler vahyin katiplere yazdırılması gibi peygamberimizin söylediği anda, konuştuğu anda yazıya geçmiş değildir. Kişiler kendince küçük notlar şeklinde yazmış olabilir. Peygamberimiz hayatta Medine’ye hicret ettikten sonra yaklaşık beş yüz tane sadece Cuma hutbesi okumuştur. Bunlardan bir tanesi bile yazılı değildir. Cuma hutbelerinden hadislere yansıyanlar ise toplasanız on tane etmez. Peygamberimizin diğer zamanlarda konuştukları da aynı şekildedir. Dolayısıyla hadisler vahiy gibi anında katipler tarafından kayıt altına alınmış değillerdir.
3. Kur’an’ın ezberlenmesi gibi hadislerin anında ezberlenmesi de söz konusu olmamıştır.
4. Kur’an’ı Kerim kelimesi kelimesine lafzen bize kadar geldiği gibi hadisler lafzen gelmemiş ancak anlam olarak gelmiştir. Peygamberimizden bir şey duyulmuş, dinlenmiş sonra tabiinden birisi sonra gelen ondan, sonra gelen öncekinden dinlemiştir. Onun için her hadisin senet zincirinde en az beş, altı, yedi tane ravi vardır. Bu ravilerin de her biri en az otuz, kırk, altmış sene yaşamışlardır. Hadisler bu ravilerin birbirlerine akıllarında kalan o bilgileri anlam olarak aktarmasıdır. Bakıyorsunuz ki bir hadisin değişik rivayetleri karşınıza çıkıyor. Biri başka bir şekilde bir diğeri başka bir şekilde söylüyor, herkes farklı kelimeler kullanıyor. Dolayısıyla hadis kullananların çoğu konuşmasının sonunda peygamber buna benzer buyurdu demiştir.
Hadisler hicretten sonra ikinci yüz yılın başlarından itibaren toplumdan derlenmeye ve kitaplaştırılmaya başlanmıştır. O dönemde başka halkların İslam toplumuna katılması ile birlikte hem dil bozulmuş hem de din anlayışı bulanıklaşmıştır. Mutezile, kaderiye, cebriye, ehli sünnet, şia gibi değişik fırkalar da o dönemde çıkmıştır. Bunların hepsi birbirleriyle çatışmıştır. Başka halkların getirdiği bir sürü yabancı kültür ve anlayışlar din olarak anlatılmıştır. Dil bozulmuş, din anlayışı da bulanıklaşmıştı. Bu sebeple hadisler peygamberimizin direk kendi lafızlarıyla anlatılmadığı için, Arapça dil kurallarını belirleyen dönemin bilginleri hadisleri Arapça bir kural için örnek metin kabul etmemişlerdir. Niye? Çünkü o toplumda dilin bozulduğu, dilin fesahat ve belagatini yitirdiği, o toplumda hadisler son ravi olarak seslendirildiği için son ravinin kullandığı ibarelere itibar edilmemiştir. Delil, ölçü, örnek sayılmamıştır. Dil bilgisi kurallarına belirlemeye çalışan bilginler taşralara, köylere gidiyorlardı. Köylülerin nasıl konuştuklarına bakarak Arapça dil kurallarını belirliyorlardı. Onun için hadisleri örnek metin kabul etmemişlerdir. Peygamberimizin sözü ise kimin haddine onu örnek almamak? O bir cümle kuracak ondan sonra gelecek biri senin Arapçanı beğenmedim örnek almıyorum mu diyecek? Özet olarak hadisler Kur’an gibi Allah tarafından korunmuş değildir, Kur’an gibi hemen yazılmış değildir, Kur’an gibi anında ezberlenmiş değildir, hadisler Kur’an gibi lafız olarak değil anlam olarak intikal etmiştir. Dolayısıyla hadislerin Kur’an’a benzer, Kur’an’a eş değer olması asla söz konusu değildir.

Prof. Dr. İbrahim Sarmış