Hadisler Olmadan Kuran Anlaşılır mı?

0
563 views
Hadis meselesi malum Müslümanların çok ciddi bir meselesidir. Öncelikle hadis dediğimiz zaman neyi anlıyoruz bir tarif edelim. Malum Kurʼanʼı Kerim zaten baştan sona kadar Allah kelamıdır ve Allah bu kendi kelamını Muhammed aleyhisselama vahyettmiş, Muhammed aleyhisselam da kendi ağzından çıkan ayetlerle insanlara bunları tebliğ etmiştir. Dolayısıyla Kurʼanʼı Kerim baştan sona kadar bizatihi aslında Muhammed aleyhisselamın vahye dayalı gerçek hadisleridir. Belki diğer konuşmalarımıza da atıf yapılabileceği gibi nebi ve resul ayrımını bu açıdan da çok önemli görüyoruz. Kurʼanʼı Kerim baştan sona kadar Resul Muhammedʼin vahye dayalı hadisleridir. Hadis dediğimiz zaman klasik hadis olarak algıladığımız sözler, bunun dışında Muhammed aleyhisselama isnat edilen söz, fiil veya takrirler; sadece o değil ashaba hatta tabiine isnat edilen söz, fiil ve takrirlerin de tümüne hadis diyoruz. Kurʼanʼı Kerim Muhammed aleyhisselamın yirmi üç yıllık nübüvvet ve risalet hayatını baştan sona kadar kademe kademe bize nakleden hadislerdir. Fakat yanlış anlaşılmasın; bu vahye dayalı gerçek kelamullah olan hadisler anlamındadır. Bu hadislerle zaten onun tebliği nasıl yaptığı, müşriklerle, ehli kitapla, diğer gruplarla nasıl mücadele ettiği anlatılmaktadır. Nasıl hicret etti? Ne tür zorluklarla karşılaştı? Ne tür içtihatlar yaptı? Hangi içtihatlarda isabet etti, hangilerinde yanıldı? Nerelerde ikaz edildi, nerelerde edilmedi? Mekke dönemi, Medine dönemi, savaşları, aile hayatı, özel hayatı ve netice itibariyle vefat ettiği son ana kadar Kurʼanʼı Kerim ile an be an nakledilmiştir. Dolayısıyla ben bunu bir çok ortamda şöyle ifade ediyorum ki; Kurʼan Resul Muhammedʼin vahye dayalı gerçek hadisleridir, Allahʼın kelamıdır, Resulʼün sünneti ve Nebiʼnin de siretidir. Dolayısıyla bütün bunları ihtiva eden bir kitaptır. Peki bütün bu bilgiler bize yetmiyor, bazı şeyler eksik kalıyor da bunların haricinde bir takım sözler, rivayetler varsa mı biz ancak Kurʼanʼı anlayabiliyoruz? Bu soruya evet bu böyledir dediğimiz zaman şöyle çok ciddi büyük çelişkilere düşmüş oluyoruz; 1. Allahʼın yirmi üç yıl boyunca nübüvvet ve risalet hayatını bize naklederken altı bin iki yüz otuz altı ayet/cümle bize göndermiş olmasına rağmen yeterince bize bilgi aktaramadığını söylemiş oluruz. 2. Bize ulaşması gereken bilgileri bir bölümü saklanmış, gizlenmiş ve insanlara havale edilmiş demiş oluruz. 3. Maide Suresi 5/67. Ayette Ey Resul sana indirileni tebliğ et eğer bunu yapmazsan risalet görevini yapmamış olursun ifadesiyle buyrulan ve diğer bir çok ayette de geçen hususlarda, Resulullahʼın haşa Allahʼın kendisine indirdiği vahyi tam olarak zabt u rabt altına almadığını ve bize tebliğ etmediğini, intikal etmediğini söylemiş oluruz ki bunlar çok tehlikeli söylemlerdir. Bunları asla söyleme şansımız yoktur. Bizim klasik hadisler dediğimiz hadisler tarihsel metinlerdir. Onlara kendi bağlamı içerisinde müracaat edilebilir, kullanılabilir. Kurʼanʼın anlaşılması için hadisler olmazsa olmaz asla denilemez. Uygun ayetlerde belki farklı bakış açıları dönemsel olarak bazı hadisler için kazanılabilir ama bu hususlara dikkat edilmezse çok ciddi hatalara da neden olabilir. Dolayısıyla Kurʼan kendisi tek başına bizatihi mubin olan bir kitaptır. Mubin olan bir kitap; kendisi önceki kitapları ve önceki vahiyleri beyan eden bir kitabın beyana, açıklanmaya ihtiyaç yoktur. Kurʼan kendisi açıklayan bir kitaptır. Bu anlamda tafsil kelimesiyle beyan kelimesi karıştırmamak lazım ki bu konu Kurʼanʼda çok önemlidir. Konuya başka bir hususta ilave edilebilir, detaylandırılabilir. Kurʼan kendi kendini tafsil eden, Kurʼanʼda Allahʼın biz tafsil ediyoruz dediği bir kitaptır. Başka bir ilave açıklamaya ihtiyacı yoktur. Şöyle söyleyebiliriz; Kurʼanʼın anlaşılması için en çok ihtiyaç duyulan şey Kurʼan dışında bir şeyden bahsedeceksek akıldır ki akıl da Allahʼın bir ayetidir. Böylece Allah ayetlerini ayetlerle açıklamış olur. Bir başka şey de kevni ayetlerdir. Allahʼın bir tenzili/lafzi ayetleri vardır, Kurʼan ayetleri için bunu söylüyoruz; bir de kevni ayetleri vardır, kainattaki her şey böyle ayettir. İnsan, gök, atmosfer, doğa, bitki, hayvan, ay, güneş, tıbbi kuralların hepsi kevni ayetlerdir. Biz Kurʼanʼı anlamaya çalışırken bu ayetlere müracaat edebiliriz, etmeliyiz de zaten… ama bunların her biri kendi bağlamı içerisinde değerlidir. Bunun dışında bir söylem Kurʼan için büyük bir eksiklik izafesi olur ki bu kabul edilemez. Prof. Dr. Zeki Bayraktar