Hilafet Kıyamete Dek Kureyş’tendir Hadisi Doğru mudur? Bu Söz Gerçekten Peygamberimize mi aittir?

0
24 views

Kesinlikle yalandır. Kesinlikle uydurmadır. Hiç tartışmasız. Adım İsrafil Balcı olduğu kadar eminim ki bu söz tamamıyla uydurmadır. Bu söz aslında egemenlerin ortaya attığı bir tezdir. Kureyş merkezli bir yönetim anlayışı şekillenince, Kureyş etrafında Kureyş haricindeki diğer kabilelerin veya diğer toplulukların artık Arap olmayan tebaa da devletin sınırlarına dahil olduğunda, Kureyş haricindeki Arap kabilelerinin ve Arap olmayan Müslümanların yönetim taleplerini ötelemenin en güzel formüllerinden birisi Kureyş merkezli bir tekel oluşturmaktı. Oysa Kur’an emaneti ehline vermekten bahseder. (Nisa Suresi 4/58) Peki emaneti ehline vermekten bahsediyorsa ve bu ayeti de Peygamberimiz tebliğ etmişse o zaman bir Peygamber kendi tebliğ ettiği bu ilkeye aykırı davranabilir mi? Sanıyorum ki her Müslüman cevaben hayır diyecektir. Peki madem Peygamberimiz Kureyş haricinde kimse idareci olamaz, idare Kureyş’ten olur demişse bu durumda bu sözün ayetle çarpışmaması için bütün Kureyşlilerin ehil olması gerekir. Doğru mudur? Önermemize inandık değil mi? Öyleyse birinci soru: Yezid’i hangimiz kabul edebiliyoruz? Yezid de bir Kureyşli değil mi? Niye Peygamberimize iftira atıyoruz? Niye böyle bakmamışız biz?
Bu söz Emeviler döneminde Şia’nın alternatifi olarak imam ehlibeyttendir yerine imamlar Kureyştendir tezi getirilmiştir. Böylece hem Ali evradının gardı düşürülmüştür hem mevalinin hem de Kahtan ırklarının yönetim talepleri ötelenmiştir. Bu söz böylece Emeviler döneminde sistemleşmiştir. Abbasiler döneminde de bu sözden imam çıkarılmış yerine halife eklenmiştir ve halife Kureyştendir olmuştur. Hz. Peygamberin böyle bir söz söylemesi için halifelik kurumunun olması gerekirdi. Halifelik kurumu kurumsal olarak olmasa da yönetim şekli olarak bir hilafetten bahsedebiliriz ama halife adı el-halifetun min kureyş, el-hılafetun min kureyş gibi kavramlar ilk olarak Abbasiler döneminde İbn Hanbel’de geçmektedir. Abbasiler dönemine kadar böyle bir şey zaten yoktur. Dolayısıyla bu rivayetler bütünüyle uydurmadır.

Prof.dr. İsrafil Balcı