Hz. Musa Azrail’e Yumruk Atıp Gözünü Çıkarmış mıdır?

0
200 views


Hadis kültürünün içinde Kur’an’ın nurunu, Kur’an’ın öğütlerini yansıtan çok güzel anlatımlar olduğu gibi Kur’an ve akıl dışı anlatımlar da değişik kültürlerin Müslüman toplumuna karışması ile bu kültürün içine yerleşmiştir. Çünkü bu rivayetler en az Hicri yüzüncü yıldan sonra o toplumdan derlenerek oluşturulmuştur. O toplumun içinde Yahudiler, Mecusiler, Hindular, Zerdüştler, Hermetistler, Hristiyanlar, Yahudiler ve hatta Mezopotamya’daki agnostik inançlara sahip insanlar vardı. Dolayısıyla bir kültür harmanlanması meydana gelmişti. Bu rivayetler o kültürün içinden seçilerek cerh ve tadil sistemiyle oluşturulmuştur. Kaldı ki cerh ve tadil sistemini de tarihte eşi benzeri olmayan bir buluş diye anlatmaktadırlar ama öyle değil aksine Yahudilerden kopya edilen bir sistemdir. Talmud ve Hadis adında bir doktora tezi var, merak edenler örnekleriyle okuyabilirler.
Hz. Musa’nın Azrail’e yumruk atıp gözünü çıkardığı büyük ihtimalle İsrailiyat kültürü dediğimiz anlatımların bir örneğidir. Anlatıya göre ölüm meleği Hz. Musa’ya can almak üzere gelmiş, Hz. Musa ona bir yumruk vurmuş, ölüm meleği soluğu Cenabı Hakkın yanında almış ve beni ne biçim bir adama gönderdin ölmek istemiyor demiş, Cenabı Hak kulum ne istiyor diye sormuş, melek uzun yaşamak istiyor demiş, Cenabı Hak git ona söyle elini bir sığırın sırtına koysun avunun altında kalan kıllar sayısınca ben onun ömrünü uzatacağım demiş, melek Musa’ya geliyor anlatıyor, Musa bunun sonunda ölüm var mı yok mu? Diyor, melek de sonunda var diyor. Musa da madem ölüm var ben şimdi öleyim diyor. Bu bir hikayedir, masaldır. Hz. Muhammed en son peygamber Cebrail’in karşısında tir tir titrerdi. Gelen vahyin ağırlığından bazen baygınlık geçirirdi. Cebrail Hz. Peygamberin öğretmenidir, bütün nebilerin hocasıdır. Dolayısıyla bu İsrailiyat hikayelerindendir. O gün toplumda hadisleri derleyip kitaplaştıranlar bunları da belki öğüt alırlar, nasihat olsun diye almışlardır. Kadınlar ile ilgili, hak ve hukuk ile ilgili anlatımlar, insanlarla ilişkilerle ilgili anlatımlar vb. Kur’an’i gerçeklerle uyuşmayan bir sürü hadis benzeri şey rivayet kültürüne karışmıştır. Alimlerin bunlar üzerinde tekrar çalışmaları gerekmektedir. Hadis kültürüne bu tarz şeyler karışmış diye hadisleri toptan atmak doğru olmadığı gibi bunlar da madem hadis kitaplarında var öyleyse kabul edilmek zorunda diye dayatmak da doğru değildir. Neticede bu tür bozukluklara bakarak birtakım insanlar
Prof.dr. İbrahim Sarmış