İslamiyetin doğduğu yerin Mekke değil, Petra olduğu doğru mu?

0
2.663 views

Gerçekten Allah Resulüʼnün doğduğu, Kurʼanʼın indiği, İslamʼın yayıldığı şehir tarihin bir döneminde Araplar tarafından bir yerden başka bir yere taşınmış olsaydı hem Müslümanların kaynaklarında hem de Müslümanlarla ilişkiye geçen diğer kültürlerin kaynaklarında buna dair pek çok delil olması beklenirdi. Ama bırakın maddi delili en ufak bir tartışma ve hatta itiraz bile olmadığını görebiliyoruz. Ayrıca Petra, Romaʼnın kontrolünde olan bir yerdir. Düşünsenize Kurʼan mesajı eğer bu bölgeden çıksaydı Roma kayıtlarında ilk dönem Müslümanlarına ait bir çok bilginin olması gerekirdi, ama yok. Aslında tek başına bu izah bile yeterli ama konu o kadar popüler oldu ki meseleyi biraz daha derinlemesine incelemekte fayda var.
Kurʼanʼın doğduğu yerin Mekke olmadığı hipotezi daha önce de ortaya atılmış olsa da bildiğim kadarıyla gerçek yer Petraʼdır iddiasını ilk dillendiren kişi Dan Gibsonʼdır. (Dan Gibson: 1956 doğumlu, kutsal toprakların tarihi ve arkeolojisine meraklı araştırmacı yazar. Kadanaʼda yaşıyor.) Gibsonʼun konuyu anlatmış olduğu şu üç temel eseri vardır:
• Kitap / Quranic Geography : Kurʼan Coğrafyası – 2011
• Belgesel / The Sacred City : Kutsal Şehir – Mayıs 2016
• Kitap / Early Islamic Qiblas : Erken Dönem Kıbleleri – 2016
Gibsonʼın getirmiş olduğu bence en somut delil; ilk dönem mescitlerinin Mekkeʼye değil Petraʼya baktığı iddiasıdır. Gibson diyor ki ben eski mescitleri inceledim, ilk dönem mescitlerinin kıbleleri Mekkeʼye değil Petraʼya bakıyor. Bu nasıl olur? Şayet bu dediği doğru olsaydı elinizde güçlü bir delil var diyebilirdik ama doğru değildir. Kutsal Şehir Belgeselini izlerseniz Dan Gibsonʼın eski mescitlerin yönünü Google Earth ile tespit ettiğini görebilirsiniz. (Bkz: Dan Gibson – Kutsal Şehir Belgeseli – 21:54.dk) Eğer bu araştırmayı günümüzden yüz yıl önce yapmış olsaydık dünyanın dört bir yanını gezmek zorunda kalacaktık. Günümüzde ise Google Earth sayesinde herhangi bir yere uzaydan bakabiliyoruz. Fakat Google Earth ile herhangi bir binanın yönünü sağlıklı bir şekilde tespit edemezsiniz.
Gibsonʼın son olarak 2016ʼda yayınladığı Erken Dönem Kıbleleri kitabında, kendisi de Google Earth ile bu işin olamayacağını fark etmiş ve kitabında buna değinmiştir. Gibsonʼun kitabında bu konuyla ilgili geçenleri kısaca şöyle özetleyelim:
• Google Earth ile bir binanın kıble yönünü sağlıklı bir şekilde tespit edemezsiniz.
• 2016 yılında Google yetkililerine google earth ile bir binanın yönünü tespit edebilir miyim? diye sordum, bana tespit edemezsiniz dediler.
Kısaca Gibsonʼın eski dönem mescitleriyle ilgili söylemiş olduğu her şeyin temelsiz olduğu açık ama özür dileyip argümanını geri çekmek yerine son kitabında ben çalışmalarımı aster isimli başka bir sistemle yaptım şeklinde bir açıklama getiriyor. Fakat belgeselde asterden hiç bahsetmediği gibi 2011 yılında yayınlamış olduğu ilk kitabında da astere dair en ufak bir atıfta bulunmuyor. Nitekim 2011 yılında yazdığı Kurʼan Coğrafyası kitabını incelediğimizde yaptığı bütün çıkarımların Google Earthʼe dayandığını görüyoruz. Bakın Gibson ortaya çok iddialı bir hipotez atıyor, bir kitap ve yetmiyor beş yıl sonra bir belgesel yayınlıyor ama iddiasını dayandırmış olduğu en somut delili; dayandırmış olduğu yöntemin sağlamlığını ancak belgeselden sonra, o da çeşitli iddialar geldikten sonra kontrol ediyor. Bunun çalışmasının güvenilirliğini ciddi anlamda zedelediğini fark etmişsinizdir.
Aslında tek başına bu bile eski mescitlerin yönü Petraʼya bakıyor iddiasını çöpe atmamız için yeterli. Ama biz yine de 2016 yılında yayınlanan Erken Dönem Kıbleleri isimli kitaba bakalım. Çünkü ilk defa burada bir takım sayısal verilerden bahsediyor. Bu verilere bakıldığında doğru mu yanlış mı incelemeden bile, sırf kendi iç tutarlılığı açısından değerlendirdiğimizde dahi çeşitli çelişkiler olduğunu görüyoruz. Günümüzden bin dört yüz yıl önce yaşamış olan Arapların yön bulma konusunda mükemmel olduklarını iddia ediyor. Yine belgeselinden kendi cümleleriyle ifade edelim eski Araplar kıblenin yönünü yıldızlara bakarak bulurlardı üstelik hiç yanılmazlardı diyor. (Bkz: Dan Gibson – Kutsal Şehir Belgeseli – 23:13.dk) Gibson işine gelen yerlerde bu hatalı ön kabule o kadar güveniyor ki az bir farkla Mekkeʼye bakmadığını zannettiği camiler için bunların yönü Mekke değil diyebiliyor. Ama bir yerin Petraʼya bakması işine geliyorsa 7,5 derece farkla bile Petraʼya denk getirilirse (gelse değil getirilirse!) bu yer Petraʼya bakıyor diye işaretleniyor kitabında. Hani eski Araplar hiç yanılmazdı? Konu Petra olduğunda 7,5 derece kadar hata yanılma sayılmıyor Gibsonʼa göre. Kitaptaki kıble ile ilgili veriler kendi içinde tutarsız olduğu gibi tamamen seçmecedir ve pek çok önemli eski cami listede yoktur. Olanların ise verileri çarpıtılmış ve ciddi madde hataları içeriyor. Ama asıl sorun şu; bir an için 7. yy.ʼda yaşadığınızı düşünün, bir bina yapıyorsunuz ve bu binayı genel olarak Mekke şehrine bile değil, Mekke şehrinde bulunan Kabeʼye (Kabeʼnin bir duvarının uzunluğu yaklaşık on iki metre uzunluğundadır) doğru hizalamak istiyorsunuz, ne yapardınız? Modern haritalar, gps cihazları yok, kilometrelerce ötedeki on iki metrelik bir binaya, yeni yaptığınız bir binayı nasıl hizalardınız? İşte bunun için de tarihi bilgiler bize ışık tutuyor. Her coğrafyada bulunan kişiler çeşitli yöntemlerle Kabeʼnin yönünü belirlemeye çalışmışlardır. Çok bilinen ama çarpıcı bir örnek vermek istiyorum. Semerkand bölgesinde Şafiilerin kıbleleri güneye dönüktü, çünkü onlar Peygamberden gelen kıble doğu ile batı arasındadır rivayetini ve Medineʼde iken güneye dönerek namaz kıldığı bilgilerini esas alıyorlardı. Fakat Hanefilerin kıblesi Batıʼya dönüktü, çünkü Mekkeʼye giden yol Semerkandʼtan Batı istikametine çıkıyordu. Şayet bu bilgi olmadan, bugün Semerkandʼdaki eski camilerin kıblelerine bakarak bir sonuç çıkarmaya çıkarsanız bir sürü komplo teorisi uydurabilirsiniz. Peki Gibson ne yapmış? Bu tarihi bilgiyi hiç göz önünde bulundurmadan bir camiyi listesine almış ve demiş ki bakın cami Petraʼya bakıyor. Üstelik listesine almış olduğu Bibi Hatun Cami 1399 yılında yapımına başlanan bir cami. Yani eski bir cami bile değil. Bu örneği şunun için verdim ki Gibsonʼın bakın şu camiler Petraʼya bakıyor diye yayınlamış olduğu liste pek çok maddi, somut hata ile dolu. Listede cami olmadığı için zaten yapılırken Kabeʼye bakması hedeflenmemiş pek çok yapı var.
Belgeselde geçen bir diğer çarpıcı örnek Çinʼdeki bir camiden bahsetmektedir. Bu cami ile ilgili vermiş olduğu gerek yön, gerek tarihi bilgiler o kadar yanlış ki akademik çevrede kelimenin tam anlamıyla alay konusu olduğu, nitekim bir süre sonra da internet sitesinde ben burada yanılmışım diyerek Çinʼdeki cami ile ilgili iddiasını geri çekmek durumunda kalmıştır. Burada bütün hataları tek tek anlatmam mümkün değil ama şu kadarını yapabilirim, konuyu detaylı bir şekilde incelemek istiyorsanız alanında ünlü bir akademisyen olan David A Kingʼin ki kendisi matematikçi ve tarihçidir, Dan Gibsonʼa yazmış olduğu eleştirileri okumanızı öneririm. Mesela King, Gibsonʼın Petraʼya baktığını lanse ettiği camiler hakkında aslında o camilerin yönü Petraʼya değil Kabeʼye bakıyor ama Gibson verileri okuyamadığı için bunları anlayamıyor diyor ve makalelerinde uzun bir şekilde detaylı olarak bunları izah ediyor.
Kısaca eski mescitlerin Petraʼya baktığı iddiası tamamen geçersizdir. Petra iddiasına kanıt olarak getirilen tek husus eski mescitlerin yönleri değil elbette. Gibson tarihi verilere ve Müslümanlardan gelen rivayetlere de dayandığını iddia ediyor. Eski kaynaklarda bugünkü Mekkeʼye dair hiçbir belge bulunmadığı, haritalarda olmadığı, adının dahi geçmediğini iddia ediyor ki bu iddialar doğru değildir. Antik kayıtlarda Mekkeʼye dair bilgiler mevcut ve bunlara ulaşmak hiç de zor değildir. Gibson siyer ve hadis kaynaklarının satır aralarından gerçek Mekke ile günümüzde bilinen Mekkeʼnin farklı yerler olduğu sonucunu çıkarmaya çalışırken de bu bilgileri bağlamından kopartmış ve anlamı etkileyecek derecede çeviri hataları yapmış, yaptığı alıntıların sadece işine gelen kısımlarını çoğu zaman çarpıtarak vermiştir. Söz gelimi, kitabında Kurʼan atlasından bir alıntı yaparak Hendek Savaşını anlatıyor. bugünkü Mekke Medineʼnin güneyinde. Neden Medineʼnin güneyinde olan Araplar, Müslümanlarla savaşırken güneyden saldırmadı da kuzeyden saldırdılar? Neden Müslümanlar Mekkeʼdeki müşriklere karşı şehrin kuzeyine hendek kazarak bir savunma savaşı yaptılar? Bu soruyu sorduktan sonra cevaben demek ki gerçek Mekke Medineʼnin güneyinde değil, kuzeyinde olmalı. Ancak böyle olursa Müslümanların kuzeye hendek kazmaları ve Kureyşʼin kuzeyden saldırmaları anlamlı olabilir diyor. Halbuki biraz düşünürseniz şunu görebilirsiniz bir bölgede olan bir düşman değişik nedenlerle farklı bir noktadan saldırıyor olabilir. Nitekim alıntı yapmış olduğu kitapta neden güneydeki düşmanın, güneyden değil de kuzeyden saldırdığı aslında yazılıyor ama Gibson alıntı yaparken kitaptaki bu bilgiyi okuyucudan gizliyor ve sadece kitaptaki haritayı yansıtıp kendi senaryosunu anlatıyor. Sadece bu örnekle sınırlı değil gerçek yerin Petra olduğunu kanıtlamak için getirilen bütün hadis ve siyer kaynakları bağlamından kopartılmış, yanlış tercüme edilmiş ve alıntılar gizlenip çarpıtılmıştır.
Ayrıca Petra tarihine baktığımız zaman Nebatilerin 550ʼli yıllarda gerçekleşen büyük bir depremden sonra orayı terk ettiği, 7.yyʼın başlarında orada bir yerleşim olmadığı bilinmektedir. Bu haliyle Petra iddiası tarihi gerçeklere de uymamaktadır. Tüm bu deliller ışığında değerlendirdiğimiz zaman Petra iddiasının geçersiz bir komplo teorisinden öteye gidemediğini görüyoruz.