İsra ve Miraç Nedir? Zerdüştlükle İlişkisi Nedir?

0
182 views


Öncelikle İslam tarihçileri Hz. Peygamberin bir miracından söz ederler. Miraç nedir dendiği zaman da derler ki “Hz. Peygamber bir gece Mekke’den kalkmış, Kudüs’e gitmiş, Kudüs’ten sonra da buraka binmiş göklere yükselmiş, cenneti gezmiş, cehennemi gezmiş, cenabı Allah’la yüz yüze gelmiştir.” Özet olarak anlatım böyledir. Fakat bu anlatıma baktığınız zaman İran’da Zerdüştlerin Arda Virafname adında bir kitapları vardır. Yazarı da Arda Viraf adında bir adamdır. Arda Viraf bu kitabını yazarken Zerdüşt’ün bir miraç yaptığını dile getirmektedir. Kitabın tüm muhtevası budur. Kitaba göre; Zerdüşt günün birinde kalmış ve göklere yükselmiştir. Cehenneme gitmiştir. Sırat köprüsü anlatılır. O sırat köprüsünden ancak ameli salih olanların geçebileceği, günahkâr olanların o köprüye girdiği zaman devrilip düşeceği anlatılır. Zerdüşt de sırat köprüsünden geçmiş. Cennete gelmiş, cennet ehliyle görüşmeler yapmış. Daha sonra Cenabı Allah’la görüşmüş. Ona mülhaki olmuş. Allah ile Zerdüşt arasında bir diyalog meydana gelmiş. Daha sonra orada dinin emir ve yasaklarını alarak getirmiştir ve insanlara tebliğ etmiştir. Bakın bu anlatımda Zerdüşt’ün adını çıkartıp yerine Muhammed’i koysanız miraç efsanesi ortaya çıkar. İslami kaynaklarda miraç hakkında anlatılanlar neredeyse yüzde seksen bu kitaptan alınmıştır. Kim almıştır? İrani çevreler. Her zaman söylediğim gibi İran’ın o kültürel muhiti eski İran’ı, Zerdüşt’ü, Zerdüşt’ün kaynaklarını, onun hakkındaki söylemleri biliyorlardı. Bu muhaddis dediğimiz insanlar bunları kitaplarına alıp Araplaştırarak, Arapça ifadelerle süsleyerek bu anlatılanları İslami literatürün içine sokmuşlardır. Müslümanlar da böyle inanır oldular. Salahaten miraç masalı bu şekilde üretilmiştir.
Müslümanlar arasında anlatıldığına göre Peygamber Mescidül Aksa’ya gitmiştir. Mescidül Aksa nerededir? Kudüs’te. Halbuki Mescidül Aksa adı üstünde uzak mescit demektir. Mekke’de yaşadığı dönemlerde yani Hicretten önce Hz. Peygamberin birçok yerde mescidi vardı. Bu mescitler de dediğimiz gibi evler, küçük kulübeler şeklinde mescitlerdi. Bu evlerde arkadaşlarıyla, sahabiyle görüşüyorlar, sohbet ediyorlar, Kur’an’ı Kerim’i ezberliyorlardı. Hz. Peygamber bir keresinde Mescidül Haram’dan çıkmış, Mescidül Aksa’ya gitmiş. Mescidül Aksa da Cirane vadisindeki mescittir. Sekiz kilometre mesafededir. Demek ki Hz. Peygamber bir gece sekiz kilometre yürüyerek Cirane vadisindeki o mescide gelmiştir. Orada ibadet etmiştir. Orada kendisine vahiy gelmiştir. Ayet de onu ifade ediyor. Subhanellezi esra bi abdihi leylen, minel mescidil harami ilel mescidil aksa… Mescidül haramdan mescidül aksayaya yürümüş. O mescidül aksa nerededir? Ellezi barekne havlehu. Çevresi mübarek kılınan mescittir o. Yani mübarek topraklardadır. O mescidi haram bölgesinde olduğu için, barekna havlehu li nuryehu min ayanita Cenabı Hak ona ayetleri göstermek için yürütmüştür. Li nuryehu min ayatina innehu huvessemiu basir. Çünkü o gören ve bilendir. Ayet böyle ifade ediyor. Hz. Peygamberin o bir gecedeki seyahatinin bir bölümüdür. Oraya gelmiş, orada ibadet etmiş, kendisine ayetler nazil olmuş ondan sonra da kalkıp gitmiştir.
Vakıdi isminde bir tarihçimiz vardır. İyi bir tarihçidir. İki yüz on yılında vefat etmiştir. Kitabında bunu yazmıştır. Der ki Vakıdi; peygamber bir kere değil birçok kez o Cirane vadisindeki mescide gitmiştir. Orada kendisine vahiy gelirdi. Hatta bir defasında da orada ihrama tarahsut altında olduğu için gece vakti girdi ve beytül harama geldi. Bu anlatımlar varken bizimkiler o İran’ı Arda Virafnamesini almışlar ve İslami bir anlatım çerçevesinde yeniden kaleme almışlar ve miraç efsanesi ortaya çıkmıştır. Miracın aslı astarı budur.

Prof.dr.Mikail Bayram