Kader Nedir? Kuran’da Nasıl Geçmektedir?

0
4.211 views
Kader “ölçüˮ demektir. “Miktar, kadar, ne kadarˮ derken aslında Türkçede “kaderˮ kelimesini kullanmış oluyoruz. Kurʼanʼda ölçü, kod, algoritma, ilahi bilgi, ilahi yasa, ilahi program, kural gibi anlamlara gelmektedir. Biz her şeyi bir kaderle, bir ölçüyle yarattık ayeti Kamer Suresinin 54/49. Ayetidir ki biz hiçbir şeyi gelişigüzel yaratmadık anlamına gelir. Kurʼanʼda kaderin içerisinde en net biçimde yer aldığı ayet budur ve biz her şeyi bir ölçüyle, bir kurala dayalı olarak, bir yasaya bağlı olarak gelişigüzel olmaksızın yarattık anlamına gelir. Kurʼan kaderciliği reddeder. Kurʼan kaderi dile getirir fakat kaderciliği reddeder. Kadercilik insanın müdahil olduğu olaylardaki sorumluluğunu inkar etmek, reddetmektir. Kadercilik Kurʼanʼa göre şeytanın dinidir. Zira Kurʼanʼda şeytan Allahʼa beni sen saptırdın diyerek Allahʼı itham eder, suçlar. Araf Suresinin 7/19. Ayetinde, Hicr Suresinin 15/39. Ayetinde aynen beni sen saptırdın suçlamasında bulunur ki aslında eğer şeytanı Allah saptırdıysa şeytandan hesap sormaması lazım. Eğer hesap soruyorsa o zaman Allah saptırmadı, kendisi saptı. Nitekim Adem de günah işledi, şeytan da. Adem de isyan etti şeytan da. Fakat Adem günahını itiraf etti, tevbe etti, adam oldu. Şeytan ise günahında ısrar etti, beni sen saptırdın dedi, Allahʼı suçladı, şeytan oldu, İblis oldu. Müşrikler kaderciydi, eğer Allah dileseydi biz şirk koşmazdık dediklerini Enʼam Suresi 6/148. Ayetinden öğreniyoruz. Yezid aynen müşrikler gibi düşünüyordu, sureta Müslüman olmasına rağmen Hüseyinʼi katlettiğinde Oʼnu Allah öldürdü demişti. İşte bu tam da müşriklerin kader inancıydı. 1991 yılında Hacʼda bir Suudi prens geçsin diye tünellerin önü kesiliyor ve altı bin hacı birbirini ezerek ölüyor. Biz bunu çok iyi biliyoruz, o günleri çok iyi hatırlıyoruz. Bunun üzerine Suudilerin yaptığı resmi açıklama şu: takdir-i ilahi.. İşte bu hem cinayet işleyip hem de tüm sorumluluğu Allahʼa fatura etmektir. Dolayısıyla bu kadere iman değil bu aslında ölçüyü inkardır. Allah bir ölçü koymuş ve o ölçüye göre üç-dört milyon hacının, arkadan gelen haberi olmayan hacı selinin önünü keserseniz ezilir. Bu kaderdi işte. Ölçü buydu. Allahʼın ölçüsüne uymadılar, sineğin dahi öldürülmesinin yasak olduğu bir yerde altı bin hacı öldü ve adına takdir-i ilahi dediler. Hiç kimse sorumluluk da üstlenmedi. Yine 1999 yılında Türkiyeʼde bir deprem oldu, Yalova/Adapazarı depremi ve otuz bin insan öldü. Oysa o şiddetten daha ağır, 7,6 şiddetinde bir deprem Japonya-Kobeʼde olmuştu. Kobeʼde altı kişi öldü, Yalovaʼda otuz bin kişi. Dönemin başbakanının beş gün sonra televizyonların önünde verdiği demeç: takdir-i ilahi.. Bu Allahʼa iftira idi. Bu kadere iman değil, bu kaderi inkardır. Allahʼın ölçüsünü inkardır. Allah ev yapmada bir ölçü koymuş, eğer siz gelir de fay hatlarının üzerine hakkı verilmemiş inşaatlarla, malzemeden çalınmış yapılarla binalar kondurursanız o binaları içlerinde yaşayanlara mezar edersiniz. İşte bu kadere karşı gelmektir aslında. Kadere iman değildir. Yine gelenekçi Müslümanlar şeytan ve müşriklerin kaderciliğini imanlarının şartına eklediler. Şöyle özetleyeyim soruyu Kurʼanʼda kader vardır. Kader Allahʼın her şeyi bir ölçüye göre yaratması, her şeye bir ölçü koymasıdır. Yani sünnetullahtır. Allahʼın kurallı yaratmasıdır. Kadercilik Kurʼanʼda da, İslamʼda da, dinde de yoktur. Kadercilik şeytanların, müşriklerin dinidir. Mustafa İslamoğlu