Kalp Mühürlenmesi Özgür İradeye Aykırı mıdır?

0
239 views


Öncelikle ifade etmek gerekir ki bir insanın sorumluluk sahibi olabilmesi, eylemlerinin ahlaki sorumluluğunu üstlenebilmesi için özgür irade sahibi olması gerekir. Dolayısıyla bu anlamda Allah hiç kimsenin özgür iradesini devre dışı bırakmaz. İnsanların iman etmesi de inkâr etmesi de özgür iradeleriyle gerçekleşir. İnkarda ısrar edenlerin ve Allah’ın apaçık ayetlerine karşı umursamaz davrananların, katılaşanların Allah tarafından kalpleri mühürlenir. Ancak Allah tarafından kalplerinin mühürlenmesinin sebebi onların inkardaki ısrarları ve Allah’ın ayetlerine karşı kalplerini kapatmalarıdır. Dolayısıyla Allah kimseyi durduk yere kalplerini mühürlü veya açık olarak yaratmaz ya da yaşarken de insanın kalbini ayetlerdeki gerçeklere kapatmaz. Aynı zamanda insanlar eğer bu hatalarından dönerlerse, pişman olurlarsa, tevbe ederlerse, Allah’a yönelirlerse, gerçeklerle yüzleşirler ve gerçeklere uygun bir hayat yaşarlarsa pekâlâ o kalpleri üzerindeki mühürler de örtüler de kalkacaktır. Burada demek ki Allah’ın doğrudan bir insanın kalbini mühürlemesi veya onun kalbini açması gibi bir durum söz konusu değildir. İnsanların eylemleri, seçimleri ve yönelimleri kalplerinin mühürlenmesine veya kalplerinin Allah’ın ayetlerine açılmasına sebep olmaktadır. İnsanın sorumlu olabilmesi için kararlarını kendi özgür iradesiyle alabiliyor olması gerekir. Şayet bir insan hak etmediği halde Allah’ın ayetlerine karşı inkara, nankörlüğe sapmadığı halde Allah tarafından cezalandırılıyor veya kalbi mühürleniyorsa ve bu insanın inkâr etmekten başka seçeneği kalmıyorsa bu durumda sorumluluğu da kalmayacaktır. Sorumluluğu kalmadığı için de bu noktada Allah tarafından neden inkâr ettin şeklinde bir soruya da muhatap olmayacaktır. Böyle bir durum da söz konusu olmayacağına göre demek ki Allah kimsenin kalbini o kişi karartmadan, gerçeklere kapatmadan mühürlemez. Eğer Allah mühürlediyse o mührü kaldırmak kişinin hatalarıyla yüzleşmesiyle, inkâr ve nankörlükte ısrar etmekten vazgeçmesiyle mümkün olacaktır. Bu konu aslında Allah’ın dilediğini hidayete erdirmesi veya dilediğini saptırması olarak anlaşılan ayetlerle de ilişkilenir. Burada da aslında daha doğru bir ifadeyle hidayete ermek ve sapmak dilemeye bağlıdır şeklinde söylenebilir. Yani dileyen kişi en başta insanın kendisidir, hidayete ermeyi de hakikatten sapmayı da kişinin dilemesi üzerine verecek olan Allah’tır.

Dr. Emre Dorman