Kravat Takmanın Hükmü Nedir? Bu, Hıristiyanlara Benzemek Olduğu İçin Günah Olur mu?

0
1.412 views

Kuran’da ne erkeğe, ne kadına üniforma gibi bir kıyafet tarif edilmez. Demek ki kravat da, şapka da giyilir. Kuran’da Hıristiyanlara benzemek başlığıyla bir yasaklar listesi geçmez. Hıristiyanlar gibi yılbaşı kutlayan, hindi kesen, kravat takan, anneler günü kutlayanın bunları yapmasında dini hiçbir engel yoktur. Bunları yapmanın kendi geleneklerimiz ya da strateji açısından doğru veya yanlış olduğu ayrı konudur. Bunları uygulayanlar elbette “özenti” olmakla veya başka şekillerde eleştirilebilirler, onlar da kendilerince uygun cevabı verirler fakat bunlar yapılırken, dine atıfla karşı tarafı “haram işleyen” veya “kâfir” ilan etmenin Kurani bir dayanağı yoktur. Her fikrimizi dinsel kılıfa sokup başkalarını din-dışı gösterme hastalığından kurtulmamız önemli bir zorunluluktur. Hıristiyanlar gibi giyinmenin günah olduğunu söyleyenler, olmayan bir günahı uydururken kendileri, bazı Hıristiyanlar gibi evliyalarını, din adamlarını aşırı bir şekilde yüceltmekte, böylelikle Hıristiyanlara benzemememiz gereken, Kuran’ın bizi uyardığı asıl konuda onlara benzemektedirler.

Kuran’ın din adına gerekli her şeyi açıkladığını, her türlü detayı verdiğini görüyoruz ancak sanki Kuran’ın açıklamaları yetersizmiş, Kuran din adına her konuyu kapsamazmış gibi Kuran’da yer almayan birçok hükmün Kuran dışı kaynaklarca dinselleştirildiğini ve dinde en büyük tahribatın böyle
yapıldığını daha önceki yazılarda kaleme aldık.

Şu noktaya dikkatinizi çekmek istiyoruz. Dini her yasağın yapılmaması gerekir. Fakat her kötü gördüğümüz şey dinen yasak değildir. Hırsızlık yapmak, Allah’a karşı nankörlük Kuran’da yasaklanmıştır; bu yüzden bunlar kötüdür ve bunları yapmamamız gerekir. Sigara içmenin, saçları mora boyatmanın da isabetli davranışlar olmadığı kanaatindeyiz. Fakat “Bunlar dinen sakıncalıdır, haramdır, mekruhtur” diyemeyiz. Kendi öngörümüz isabetli bile olsa, kendi öngörümüzle vardığımız kanaatleri dinselleştiremeyiz. Bu fiilleri kötü, yapılmaması gereken fiiller olarak görebiliriz. Bu arada Kuran’ın “adalet”, “israf etmeme” gibi genel ilkelerine uygun olarak bazı fiillerden kaçınabiliriz (hatta bu genel ilkelere uygun olmayan davranışlardan kaçınmak gerekir) ama bu durumda bile bizim bu genel ilkelere bağlı şahsi kararlarımızı İslam’ın evrensel ilkeleri olarak sunamayız.

”Ey iman edenler! Size açıklandığında hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirildiği zaman sorarsanız size açıklanır. Allah onları affetmiştir. Allah bağışlayıcıdır, yumuşak davranandır.”
(Maide Suresi 101. Ayet)

Ayette görüldüğü gibi Kuran’da açıklanmayan her şey Allah’ın affettikleri kapsamındadır, her ne olursa olsun… Birçok davranışın dinen serbest olması sırf dinin bu davranış hakkında izah getirmemesindendir. Ayetin başından anlayacağımız gibi Allah birçok sorunun cevabını verseydi, Allah’ın o konudaki tavrı yasaklayıcı olabilirdi. Fakat Allah, eğer açıklama yapsaydı ilave hüküm getirebileceği bir konuda, açıklama yapmamasını, bizim o konudaki serbestiyetimiz için yeterli görmektedir. Bu yüzden ayette “Allah onları affetmiştir” denmektedir. Nihayet ayetin sonundan Allah’ın bu tavrının Allah’ın kullarına karşı bağışlayıcılığının ve yumuşak davranmasının sonucu olduğunu anlıyoruz. Bu yüzden defalarca tekrarlayarak diyoruz ki; her ne olursa olsun, Kuran’daki bir izahla temellendirilemiyorsa bu helal, haram, sünnet, farz, mekruh olduğu iddia edilen eylemin dini alanla hiçbir ilgisi yoktur. Kimse Allah’ın rahmetini sınırlamaya, Allah’ın Kuran’da kolay olduğunu söylediği dini zorlaştırmaya kalkmasın. Kimse kendi kafasındaki doğruların, bin yılı aşkın bir zaman diliminde, apayrı kültür ve çevrelerde yaşayan tüm insanlar için de doğru olduğunu iddia etmesin. Dine yapılan bu ilaveler ve yasaklar dini detaylara boğmuş, kişileri dinin özünden uzaklaştırmıştır. Namazda ayakların arasının kaç parmak olacağını, hangi ayakla hangi işe başlanacağını, sakalın boyunu ayarlamaya çalışanlar; teferruatla uğraşmaktan, Allah’ın asıl istediklerine yeterli dikkati yöneltememişlerdir.