Kuran’ın Anlaşılması İçin Tefsir Kitaplarına İhtiyaç Var mı?

0
371 views

32- Kâfirler dediler ki “Kuran ona toptan, bir defada indirilseydi ya.” Böyle yaptık ki, onunla senin kalbini dayanıklı kılalım. Onu (Kuran’ı) parça parça düzenleyip okuduk.
33- Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, sana gerçeği ve en güzel yorumu (ahsena tefsir) getirmiş olmayalım. (25-Furkan Suresi 32,33)

Görüldüğü gibi kâfirler hep Kuran ile uyarılmışlardır, bu yüzden kâfirler itirazlarını da hep Kuran’a karşı yapmışlardır. Gerekli tefsirler/yorumlar da yine Kuran’ın içindedir. “En güzel yorum” ifadesinin Arapçası “ahsena tefsir”dir ve “tefsir” kelimesinin Kuran’da geçtiği tek yer yukarıda alıntıladığımız ayettir. Böylece Allah, Kuran’ın tefsirinin (yorumunun, açıklamasının) en güzel şekilde yine Kuran’la yapılacağının dersini vermektedir. Oysa “Kuran tefsiri” diye satılan kitapların birçoğunda, Kuran’ın ifadeleriyle ve mantıkla çelişen birçok hadis geçmekte ve bunlar Kuran’ın ihtiva etmediği anlamları ve hükümleri dine ilave etmekte kullanılmaktadır. Kuran en güzel yorumu içerirken, ayrıca başka yorum kitapları (tefsir kitapları), Kuran-üstü bir konumda dinin kaynağı olamaz. Dinimiz tefsir kitapları olmadan da tastamamdır. Kuran’ı anlama çabasını ifade eden, Kuran’ın düşündürdüklerini açıklayan kitapların yazılması ve okunması elbette mümkündür. Ama bu kitaplar, Kuran-üstü bir seviyede, onlarsız dinin tamamlanamayacağı kitaplar olarak değerlendirilemez.

Önceki yazılarımızda dikkat çektiğimiz “sarf” (türlü şekillerde açıklama), “fussilet” (detaylandırma) tipi kelimelerin Kuran için kullanılması; Kuran’ın hiçbir hadis kitabına, mezhep kitabına, tefsir kitabına ihtiyaç duymaksızın her detayı içerdiğini göstermektedir. Kuran üzerine düşünceleri ihtiva eden çeşitli tefsir kitapları elbette olabilir fakat sorun, “tefsir” adı altında, Kuran’da yer almayan hükümlerin dine ilave edilmesindedir.

1- Rahman
2- Kuran’ı öğretti. (55-Rahman Suresi 1,2)

17- Şüphesiz onu toplamak ve okutmak Biz’e düşer.
18- O halde onu okuduğumuzda, sen de onun okunuşunu izle.
19- Sonra onu açıklamak da Biz’e düşer. (75-Kıyamet Suresi 17-19)

Allah Kuran’ın öğretilmesini de, açıklanmasını da üzerine almıştır. Kuran, kendi kendini açıklar. Birçok konu, Kuran’da birden fazla yerde ele alınmıştır. Kuran’ın bir ayetinde anlaşılması gerekli konu tamamlanmadıysa, başka bir ayetin açıklamasıyla konu anlaşılır. Hadis, tefsir, ilmihal kitapları olmadan da Kuran yeterli ve eksiksizdir. Bu kitaplardan, bu kaynakların gerekliliğinden Kuran hiç bahsetmez. Ayetler, Kuran’ın kendisini açıkladığını ve kendi içinde en güzel yorumu (ahsena tefsir) barındırdığını söyler. Kuran’ın, kendini açıklamasına şu şekilde bir örnek verebiliriz: 1-Fatiha Suresi 4. ayet “Din gününün sahibidir O” şeklindedir. “Din günü”nün ne olduğunu anlamayan kişiler, Kuran boyunca ilgili ifadenin yer aldığı tüm ayetleri incelediklerinde bu sorunun cevabını bulacaklardır. Bu terimin 15-Hicr Suresi 35, 26-Şuara Suresi 82, 37-Saffat Suresi 20, 38-Sad Suresi 78 ve 83-Mutaffifin Suresi 11. ayet ve diğer geçişlerini inceleyenler; bu terimin, öldükten sonraki yeniden dirileceğimiz günü ifade ettiğini anlarlar. Bu örnekte olduğu gibi din adına anlamamız gereken tüm bilgi Kuran’ın içindedir. Kuran kendi kendini açıklar. Kuran’da yer alan bir hususun, hemen anlaşılmaması gibi bir durumda, Allah’ın anlayışımızı bu konuda açmasını beklemek, Kuran’ı dikkatlice incelemeye devam etmek ve cevap bulma aceleciliğiyle, içinde uydurmaların dolu olduğu kaynaklara başvurmamak gerekir. Unutulmamalıdır ki esas olan doğru cevabı bulmaktır; yanlış cevabı benimsemektense cevabı bilmediğini bilmek daha iyidir.