Kur’an’ın Kadına Bakışıyla Geleneğin Kadına Bakışı Arasındaki Farklar Nelerdir ?

0
306 views
Kur'an'ın Kadına Bakışıyla Geleneğin Kadına Bakışı Arasındaki Farklar Nelerdir ?


Kur’an’ın kadına bakışını Kur’an’dan öğreniriz. Kur’an’da Nisa suresi diye bir sure var, kadınlar suresi demektir. Bu sure tamamıyla o dönemde ezilen, horlanan, hakları yenen kadınların hukukunu, hakkını savunmak için inmiş bir suredir. Kur’an’da Mücadile isimli bir sure vardır, mücadele değil.. yani tartışma değil.. Mücadile hakkını arayan kadın demektir. Mücadele ise tartışma demektir. Tartışma suresi değil bu sure, mücadile suresi. Doğru ismi mücadiledir, benim mealimde de doğru ismiyle yer almıştır. Hakkını arayan kadın suresi diye bir sure var Kur’an’da. Bir kadının hakkı yenilmiş, olayın ayrıntısına girmiyorum dileyenler sureyi açıp okuyabilirler. Kadın hakkını arıyor. Hatta Allah Resulü’ne geliyor, hakkını istiyor. Allah Resulü de diyor ki benden buraya kadar. Yani Rabbine yöneliyor ve Ya Rabbi bir sen kaldın hakkımı senden istiyorum diyor zımnen, hal diliyle. İşte o ayetler onun üzerine iniyor. Kocası, kadını senin sırtın bana anamın sırtı gibi diyerek zıhar yapıyor. Kadını muallakta bırakıyor, kocalık görevlerini yapmıyor, bakmıyor, çocukları var kendisinden ama kadına böyle bir acı çektiriyor. İşte bunun üzerine Mucadile Suresi ayetleri iniyor.
Kadını Kur’an’dan öğrendiğinizde kadın insan. Nisa kelimesi, insan kelimesiyle aynı kökten gelir. Bir erkek ve bir dişiden yarattık dediği dişiyi temsil ediyor, yaratılışın iki ana unsurundan biri. Yine Kur’an’da kadın siz birbirinizdensiniz denilen iki cinsiyetten biri. Yani badukum min bad/siz birbirinizdensiniz. Yine Kur’an’da erkeğin kadın üzerinde ne kadar hak ve sorumlulukları varsa, kadının da erkek üzerinde o kadar maruf olarak hakkı ve sorumlulukları vardır. (Bkz. Bakara 2/228) İki cinsin de birbirleri üzerinde hakkı ve sorumlulukları vardır. Bakara 2/228. Ayetin devamında ayetin konusuyla ilgili olarak erkeklerin bir artı hakkı vardır o da önceden boşadıkları eski hanımlarına dönmek isterlerse tercih, öncelik haklarıdır. Bir kadın eğer evlenecekse, kocası da kendisine dönmek istiyor kendisi de bunu kabul ediyorsa iki adaydan çocuklarının babasına dönsün tercih hakkı vardır.
Kur’an’dan öğrendiğimizde kadını hep böyle olumlu öğreniyoruz. Ama geleneğin kadınına baktığımızda, geleneğin kadınını bize öğreten maalesef hadisler, rivayetler oluyor. Oradakine bakıyoruz eğer kocanın kadın üzerindeki hakkı kocanın her tarafı irin ve kanla dolu olsa da kadın onun her tarafını yalasa yine hakkını ödemiş olmaz gibi hadis diye nakledilen Allah Resulü’ne bundan büyük iftira olmaz diyeceğimiz bir söz. Yine gelenek kadını fitne olarak (Bkz: Buhari Nikah 17) nitelendirmiştir, bunu da dini bir unsur gibi almıştır. Kadın nasıl fitnedir? Siz annenizi fitne olarak mı görüyorsunuz? Her erkeği bir kadın doğurmuştur. Peki erkek fitneden mi doğmuştur? Bu nasıl bir yaklaşımdır? Bir başka sözde namaz kılanın önünden üç şey geçerse namazı bozulur, bunlardan birisi de kadın. (Bkz: Buhari Salat 90) Köpekle kadını yan yana koyan bir hadis bir rivayet, bu hangi din? Kur’an’ın anlattığı kadın ile bu rivayetlerin anlattığı kadın arasında o kadar büyük bir fark var ki.. Onun için gelenek kadını maalesef bir meta, bir mal olarak görmüştür. Modernitenin, modern hayatın, modern kültürün kadını metalaştırması ayrı bir sorundur. Fakat maalesef gelenek de kadını bir mal, bir meta olarak görmüştür. Onun için bugün tekrar kadın iki cendere arasında sıkışıyor.
Modern kölelik ve geleneksel kölelik olmak üzere iki cendere arasında sıkışan bir konumu var kadının. Kadını bu iki cendere arasından çekip çıkarmak için kadının şahsiyetini, kadının cinsiyetinin önüne koymak lazım. Kadını önce bir insan olarak ele almak lazım, kadın sorunu değil insan sorunu olarak görmek lazım. Çünkü kadın sorunu olarak gördüğünüz her yerde aslında bir erkek sorunu vardır. Eğer kadını sorunsallaştırıyorsanız bilin ki erkeği, hatta insanı sorunsallaştırıyorsunuz. Onun için öncelikle insan olarak görmek lazım, insan olarak bakmak lazım. Zira kadınıyla, erkeğiyle insan insandır. Biz cinsiyetçi bakış açısından kurtulamadığımız sürece asabiyetin bir türü, bir tür cinsiyet milliyetçiliği sapıklığından da kurtulamayız demektir.

Mustafa İslamoğlu