Mezhep İmamları Peygamberimiz Tarafından İşaret Edilmiş midir?

0
73 views


Peygamberin sağlığında mezhep olmadığını, sonradan ortaya çıkan beşeri oluşumlar olduğunu zannediyorum mezheplerle ilgilenenler bilirler. Peki bu mezhepler nasıl, niçin ortaya çıkmıştır? Mezheplerin ortaya çıkmasındaki ana sebep insanın varlık yapısıdır. İnsan hem gündelik akış içerisinde değişip, dönüşen; hem tarihsel akış içerisinde değişip, dönüşen bir varlıktır. Din vardır. Her insan dini anlar. Bazı insanların dini anlama biçimleri onların düşünce dünyalarında daha geniş yer bırakır, toplumda makes bulur ve böylece bu anlayış farklılıkları kurumsallaşma imkanı bulur. Diğer taraftan işin özüne baktığınız zaman mezheplerin doğuşundaki ana sebebin siyasi çatışmalar olduğunu görürsünüz. Mesela İslam coğrafyasındaki mezheplerin doğuşunda etkili olan, tartışılan büyük günah meselesine bakalım. Büyük günah meselesi nereden ortaya çıkmıştır? Cemel savaşı mı? Cemel savaşında herhalde Müslümanların dışında kimsenin olduğunu kimse söyleyemez. Cemel savaşındaki taraflara bakalım. Bir tarafta Peygamberin eşi Ayşe var, savaş adını oradan alır. Diğer tarafta Hz. Ali var, Peygamberin damadı. Onun yanında bizim kitaplarda aşerei mübeşşere diye geçen iki isim var ki Cemel savaşında aşerei mübeşşereden üç isim vardır; Talha Zübeyir, onlar Ayşeʼnin yanında Hz. Ali ise Ayşeʼnin karşısındadır. Savaş böyle olur. Bu savaşta pek çok Müslüman ölüyor, Talha Zübeyir de savaş esnasında ölür. Çok ilginçtir Talha Zübeyir Hz. Ömerʼin oluşturduğu altı kişilik heyette Hz. Aliʼyi destekleyenlerin arasındadır. Ama burada Aliʼnin karşısında savaşır. Bunları yan yana getirdiğinizde ne oldu? Müslümanlar birbirleriyle savaştılar. Savaşın sebebi ne? Açık gerçek; iktidar kavgasıdır. Devamında pek çok Müslüman hayatını kaybetti. Peki ölenin durumu ne, öldürenin durumu ne? Büyük günah dediğimiz tartışma işte buradan ortaya çıkmıştır. Pek çok mezhep büyük günah konusunda görüş beyan etmek durumunda kalmıştır. Mezheplerin doğuşunda başka hangi sebepler var? Hızlı sosyo kültürel değişim, bedevi hayattan yerleşik hayata geçme. Bugün de aslında Müslümanların temel problemlerinden birisidir bu. Köyden kente göç olgusu, bir gecekondu Müslümanlığı yani daha tepkisel, daha İslamʼın şehir hayatını önemseyen duruşuna karşı kırsal kesim zihniyetini barındıran bir anlayıştır. Peki ekonomik sebepler var mı? Evet, insanın olduğu her yerde ekonomik sebepler etkilidir. İslamʼın geniş coğrafyaya yayılması, farklı kültürlerle karşı karşıya gelme etkili bir sebep midir? Evet bu da etkili bir sebeptir.

Mezheplerin doğuşunda en temel etken insanın varlık yapısıdır. Farklı düşünebilir, bunda problem yok. İkinci önemli gerçek siyasettir. Aslında İslam dini siyasi meseleleri insanın sorumluluğuna bırakmıştır. Hz. Peygamberin vefatından sonra Hz. Ebubekirʼin sağlığında yapılan savaşlar dahil, Cemel – Sıffin dahil bütün bu savaşlar siyasi savaşlardır. Bunları bir şekilde dinle özdeşleştirmek mümkün değildir. Bu bağlamda savaş cihat değildir. Bunu da Müslümanların artık ayırt etmesi lazım. Cihat İslam açısından kurucu bir kavramdır. Kurʼanʼın kıtal dediğine biz daha çok savaş diyoruz. Savaşa ihtiyaç halinde başvurulur, bunun bir parçasıdır. Fakat mezheplerin doğuşunda bu siyasi sebepler yüzünden ortaya çıkan çatışmalarda kan akıncı bu itikadi farklılaşmaları beraberinde getirmiştir. Günümüzde İslam coğrafyasında bu kadar kan akmasının sebebi de siyasetin din gibi algılanmasıdır. Siyaset çözüm yollarından sadece birisidir. Tek çözüm yolu değildir. İslam dini de siyasi meseleleri insanın sorumluluğuna bırakmıştır. Güncelleme ihtiyacı hissettim çünkü günümüzde savaşlar var, kan akıyor ve akan kan mezhep farklılıkları üzerinden meşrulaştırılıyor. İnsanlar mezhepleri din gibi algılıyor, yaptıkları işi de İslam adına yaptıkları gibi bir yanılgıya kapılıyorlar. Yani günümüzde de kan akmasını önlemenin yolu hem İslamʼın siyasi meseleleri insana bıraktığı gerçeğinin anlaşılmasından hem de mezheplerin din gibi telakki edilmesinin önüne geçilmesinden geçiyor. Yani bu olmadan hakikaten kan akıtılmasını önlemek mümkün değil. Daha açık bir ifade kullanacağım burada; o zaman mezheplerin doğuşuna yol açan sebepler bugün iki açıdan başımızı ağrıtıyor:
1. Aynı sebepler Müslümanların yine gruplaşmasına yol açıyor. Geçmişten ders almadığımız için yanlışları sürdürmeye devam ediyoruz.
2. Bugün eğer masum insanların kanının akması tekfir gibi mekanizmayla meşrulaştırılıyorsa tekfirin önüne geçmek gerekir. Bunun önüne de geçmenin bir yolu mezhep, cemaat, tarikat gibi oluşumların dinle özdeşleştirilemeyeceğini bilmek. Mezhep farklılıklarından dolayı kimsenin tekfir edilemeyeceğini açık seçik görmek. İkincisi de siyasi mücadeleleri gruplar, cemaatler kendi adına yapsın, din adına yapmasınlar. İslamʼı kimsenin korumasına kimsenin himayesine ihtiyacı yoktur. Yeter ki bir takım gruplar İslamʼın yakasından düşsünler.
Mezheplerin doğuş sebebini iyi anlayabilirsek bugünkü çatışmaların önüne nasıl geçeceğimiz konusunda da çok sağlıklı çıkarımlar yapmamız mümkündür. İnsanın olduğu yerde mezhep olacaktır. Bizim sorunumuz mezhepten, cemaatten, tarikattan değil. Bunlar bir vakıadır. Bunları doğru görmek lazım. Sorun bunların kendilerini dinin yerine koymasından kaynaklanıyor. Sorun bunların ortaya çıkış süreçlerinin doğru anlaşılmaması, bunların beşeri oluşumlar olduğunu görmemekten kaynaklanıyor. Bugün de din tüccarlarını kendi çıkar hesaplarını, çıkar çatışmalarını meşrulaştırmak için mezhep, cemaat ve tarikatları kullanmalarından kaynaklanıyor.
Prof. Dr. Hasan Onat