Peygamberimiz Hz. Musaʼnın Teşviki ile Allah ile Pazarlık Yapmış mıdır?

0
37 views


Bu ifade çok yaygın fakat oldukça problemlidir. Şöyle bir hesap yapalım, namazın elli vakit olduğunu var saysak bile bu mümkün değildir. Çünkü İslamʼda teklifi mala yutak yani güç yetirilemeyecek bir sorumluluğu insana Allahʼın yüklemeyeceği kuralı vardır. Keza Bakara Suresi 2/286. ayette La yûkellifûllahu nefsen illa vûsʼaha – Allah insana ancak gücünün yettiğini yükler ifadesi vardır. Bu ayet ışığında elli vakit namaz demek her yarım saatte bir ezan okunması ve camiye gidilmesi demektir. Bu mantıken de mümkün değildir. Bu durumda yeme içme, uyuma da mümkün olmadığından tamamen mantık dışıdır. Bir başka matematiksel açıdan da problemlidir. Rivayete göre Musa diyor ki benim ümmetim güç yetiremedi sen de git biraz azaltsın. Rivayette vadra şatraha diyor. Şatır yarım demektir. Elli rakamını ikiye böldüğünüz zaman yarısı yirmi beş onun yarısı da on iki buçuk eder. Ne kadar bölerseniz tam sayı çıkmaz, beş çıkmaz. Bu açıdan da problemlidir. Bunun farkına varan bazı yorumcular buradaki şatır kelimesinin yarım değil de bir kısmı olduğunu söylemişlerdir. Bu da zorlama bir yorumdur. Çünkü başka hadis rivayetlerinde de şatır kelimesi geçer, örneğin koyun sürülerindeki zekatla ilgili rivayetlerde yarım anlamında çevrilmiştir. Dolayısıyla zorlamaya gerek yoktur. Miraçla ilgili özetle söylenecek şudur ki miraç tecrübesi aşağı yukarı bütün peygamberlerin yaşadığı bir tecrübedir. Ekrem Sarıkçıoğlu hocamızın Dinlerde Yükseliş Motifleri adlı kitabı dinler tarihi açısından bu konuda bilgi vermektedir. En meşhur miraç da Danyel peygamberin miracıdır. Kutsal kitaplarda geniş bilgi bulabilirsiniz. Peygamberimizin de böyle bir tecrübe yaşamış olma ihtimali büyüktür. Fakat bu tecrübenin detaylarıyla ilgili kesin konuşmak imkansızdır. Çünkü elimizdeki rivayetlerin çoğunda biz Mekkeʼden Kudüsʼe gitti oradan göğe çıktı diyoruz, oysa doğrudan Mekkeʼden çıktığına dair de rivayetler vardır. Peygamber olmadan önce olduğunu söyleyenler olduğu gibi vahiy aldıktan sonra olduğunu söyleyenler de vardır. Detaylara geldiğimiz zaman inanılmaz çelişkiler yumağı karşımıza çıkıyor. Hz. Ayşe validemiz bedenen olduğunu kesinlikle reddederken, bedenen mi yoksa ruhen mi tartışmaları da sürmüştür. Dolayısıyla detayları hakkında kesin konuşmak imkansız ama böyle bir tecrübe yaşamış olabilir. Bu bir vizyon olabilir, gözden perdelerin kaldırılması gibi tabir edilebilir. Önceki peygamberlerin muhakkak yaşamış olduğu ruhsal bir tecrübedir diyebilirsiniz. Fakat detaylarına gelindiğinde nerede olduğu, daha da detaylara girildiğinde birinci gök, falanca peygamber vb. ile ilgili inanılmaz problemler vardır. Bu konularda kesin konuşmak mümkün değildir. Ancak vaiz hocalarımız kandil geceleri geldiği zaman konuyla ilgili yüz tane rivayet varsa bir tanesini cımbızla çekip sürekli bunu anlattığı için halkımız da bütün rivayetler aynı zannetmektedir. Bu böyle değildir. İnanın biri diğerini tutan bir miraç rivayeti bulmak çok zor. Hepsi birbirinden farklı ve aralarını bulmak mümkün değil. Bu konuda Salih Özerʼin İslamʼda Kutsal Zaman Kandiller Örneği master tezi var. Onun dışında özellikle yine kandillerle ilgili klasik dönemde yazılmış pek çok kitaplar var. Buralara baktığımız zaman kandillerle ilgili kutlamaların bile Fatımiʼler döneminden başladığını daha sonra İslam dünyasına Kudüsʼten yayıldığını, dolayısıyla bunun olmazsa olmaz İslami bir unsur olmadığını görüyoruz. Özetle miraç; önceki peygamberlerde olduğu gibi Peygamberimiz de böyle bir ruhani, manevi bir tecrübe yaşamış olabilir. Fakat mevcut rivayetlerin ışığında detayıyla ilgili, mahiyetiyle ilgili kesin konuşmak adeta imkansızdır.

Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu