Vahdet’i Vücud Hakkında Ne Diyorsunuz?

0
6.374 views

Vahdet’i Vücud özellikle tasavvufta yaygın olan, kökeni doğu dinlerine dayanan bir inançtır. Bu görüşe göre yaratan da yaratılan da tektir. Diğer bir değişle –haşa- her şey Allah’tır. Evren ve çeşitlilik aslında bir yanılsamadan ibarettir. Bu ifadeyi bazen her şeyin Allah’tan olduğu, görünen çeşitliliğin arkasında Allah’ın yaratmasından dolayı birlik olduğu anlamında anlayanlar ve kullananlar da olmuştur ve olmaktadır, bu tarz bir kullanım elbette ki İslam’ın görüşüdür; zaten tevhid bu anlama gelmektedir. Fakat tasavvuf görüşü altında ifade edilen Vahdet’i Vücud’u, birçok kişinin, her şeyin Allah’la özdeşleştirilmesi anlamında kullandığı; her şeyin Allah’tan olmasıyla her şeyin Allah ile özdeş olması arasındaki önemli fark olduğuna dikkat edilmelidir.

Bu İslam’a aykırı kullanım yüzünden, Kuran’da yer almayan bu sıfatın, bu yanlış anlam yüklensin veya yüklenilmesin, kullanılmamasının daha doğru olduğu kanaatindeyiz; sonuçta bu kavram yanlış bir Allah görüşünü ifade etmek için de kullanıldığı için, bu kavrama bu anlam yüklenmediğinde de zihinlerde o yanlış anlamı çağrıştırma ihtimali vardır. Her şeyin Allah’la özdeşleştirilmesi anlamında Vahdet’i Vücud görüşünün felsefi karşılığı Panteizm’dir. Vahdet’i Vücud’un ne akli ne de nakli hiçbir delili yoktur. Vahdet’i  Vücud’un akli ve felsefi eleştirisi için: (Bakınız: Panteizm İnancı Neden Problemlidir?) Biz burada nakli delilleri ele alacağız.

Her şeyin ve herkesin hâşâ Allah’ın bir parçası olduğunu iddia etmek Kuran’ın temel mesajına tamamıyla terstir. Böyle bir bakış açısında ne ahiret inancı, ne Kuran’da anlatıldığı gibi dünyanın bir sınav olduğu gerçeği, ne peygamberlerin misyonunun bir anlamı kalmaz. Kuran’ın hangi sayfasını açarsanız açın, bu inançla çelişen bir ayete rastlarsınız. Biz sadece birkaç ayete göz atacağız.

Vahdet’i Vücud’la çelişen yüzlerce ayete, evrenin yoktan yaratıldığına işaret eden birçok ayet örnek olarak verilebilir.

“O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir şeyi yaratmak isteyince sadece “Ol” der, oluverir”. (2-Bakara-117)

Yüce Rabbimiz gökleri ve yeri yoktan yaratmıştır. Onlar ne hayaldir, ne de onun parçasıdır. Bu ayet açıkça buna işaret etmektedir. “Gök ve yer hâşâ Allah’tır, ya da onun parçasıdır” demek, yukarıdaki ve benzeri ayeleri inkâr etmektir. Nitekim Vahdet’i  Vücud’u savunmak, Allah’ın en önemli sıfatlarından biri olan Yaratıcı olma sıfatını inkar etmektir. Zira “Allah’tan başka bir şey yoktur” demek, “Allah hiçbir şey yaratmamıştır” demeye eşittir.

Vahdet’i Vücud’u savunanlar farkında olmadan Allah’a hakaret de etmektedirler. Zira onlara göre, Ebu Leheb de, Şeytan da, müşrikler de, çocuk tecavüzcüleri de hâşâ Allah yapılmaktadırlar. Allah Kuran’da kendini mi kınamaktadır?

Başka bir ayete bakalım:

“Ben cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.” (51-Zariyat-56)

Bu ayet de Vahdet’i Vücud inancı ile çelişir. İnsanlar ve cinler Allah’ın kulları olma şerefine ulaşan varlıklardır, haşa parçaları değildir. Bu ayette net biçimde bu husus açıklanmaktadır. Allah yaratıcımızdır elbette.

Vahdet’i Vücud’la çelişen ayetlerin sayısı yukarda belirttiğimiz gibi çoktur.  Kuran’da Allah yüzden fazla sıfatla tarif edilmasine karşı Kuran’da olmayan, Kuran’ın apaçık ayetlerine aykırı, mantığa ve sağduyuya sığmayan, Hinduizm gibi başka kültürlerin etkisiyle İslam’a giren bu inancın İslam’la bir ilgisi olmadığını ifade etmek hepimizin vazifesidir.