Yeni Ateizm Nedir? Klasik Ateizmden Farkı Nedir?

0
24 views
Yeni Ateizm Nedir? Klasik Ateizmden Farkı Nedir?


Yeni ateizm 21. Yüzyılın ortasında ortaya çıkmış, Batı Avrupaʼda ve Kuzey Amerikaʼda yaygınlaşmış bir görüştür. Bilhassa sözde İslam adına işlenen terör eylemleri neticesinde popülerliğini arttırmıştır. Din ve bilimin çatıştığını ilan eden bir dünya görüşüdür. Bilhassa Richard Dawkins, Daniel Dennett, Sam Harris ve Cristopher Richardsonʼun öncülüğünü yaptığı bir dünya görüşüdür. Tabiî ki onlarla sınırlı değildir. Bu görüş aslında bilimcilik dünya görüşüne dayanmaktadır. Bilimcilik dünya görüşünü kısaca belirtmek gerekirse; yalnızca doğa bilimleriyle elde edilen bilgilerin meşru olduğu, doğa bilimlerinin dışındaki bilgilerin meşru olmadığı ki buna sosyal bilimler, felsefe ve din de dahil bu görüşe dayalı bir pozisyondur. Yeni ateizmin yayılmasındaki önemli etkenlerden birisi din ve bilimin çatıştığı görüşüdür. Elbette bu görüş yeni bir görüş değildir. Bertrand Russelʼda, Draperʼda da, 19. Yy düşünürlerinde, Büchnerʼde de bu görüşü görmek mümkündür. Yalnız modern dönemde yeni ateistlerin bilhassa dinden tamamen negatif bir unsur, negatif bir kurum olarak bahsettiklerini görüyoruz. Bu anlamda örneğin 19. Yyʼın önemli düşünürlerinden Durkheim; Dini Hayatın İlk Şekilleri isimli eserinde dinlerin toplumsal birlikteliği sağlayan bir fonksiyonunun olduğunu söyler. Hatta Marks bile din halkın afyonudur derken aslında bir cümle öncesinde, taş kalpli bir dünyanın ruhudur der dinler için. Aslında Marksʼın da orada bile dinin acıları dindiren fonksiyonuna referans verdiğini görüyoruz. Yani Marksʼa göre dinler kötülüğün kaynağı değil, ekonomik ilişkilerin, sınıf ilişkilerinin bir yansımasıdır. Dolayısıyla asıl mücadele edilmesi gereken dinler değil, sınıf ilişkileridir. Yalnız yeni ateistlere göre asıl mücadele edilmesi gereken toplumda denk geldiğimiz bütün kötülüklerin anası aslında dinlerdir, dolayısıyla dinlere tamamen negatif bir rol biçerler ve dinlerin her türlüsüyle her alanda mücadele edilmesi gerektiğini söylerler. Öyle ki bilhassa Richard Dawkins, Sam Harris ılımlı dindarlarla bile mücadele edilmesi gerektiğini, çünkü ılımlı dindarların aslında içlerinde Usame Bin Ladin yaratma potansiyeline sahip olduklarını belirtirler. Tabi yeni ateistler aslında bu görüşleri savunurken belli bedeller ödemek zorundalar. Bilim tarihini çarpıtmak, felsefeyi çarpıtmak, belli felsefi argümanları görmezden gelmek gibi yollara başvurmak zorundalar. Bütün faturayı dinlere kesmek için belli toplumsal dinamikleri de görmezden gelmek zorundalar. Tarihin önemli bir kısmını çarpıtmak zorundalar. Örnek vermek gerekirse Nikaragua gibi Latin Amerika ülkelerinde diktatörlere karşı din adamlarının halkı örgütlemesi ya da Polonyaʼda diktatörlüğe karşı yine halkın din etrafında birleşmesi, köleliğin kaldırılmasında dinlerin oynadığı rol, Vietnam savaşında dinlerin oynadığı olumlu rol, hastanelerin dini kurumlar olarak ortaya çıkması, üniversitelerin batıda dini kurumlar olarak ortaya çıkması, orta çağda tüm günahlarına rağmen kilisenin bilimin en büyük finansörü olması, sanatın finansörü olması, örneğin Bah Aziz Thomas kilisesi tarafından yirmi yedi yıl boyunca finanse edilmiştir, sanatın arkasında kilisenin olması, daha bir çok konu yeni ateistle tarafından görmezden gelinir. Sadece dinlerin kendilerince negatif yönlerine odaklanıp onları çarpıtmaya çalışırlar. Bu konuda da bu yaptıklarından ötürü hem teist hem de ateist düşünürler tarafından yoğun bir şekilde eleştiriye uğramışlardır.

Doç. Dr. Alper Bilgili