Hadisler de Kur’an gibi Allah’tan mı Gelmiştir?

0
128 views
Bazı akademisyen arkadaşlar vahyi resmi vahiy ve gayri resmi vahiy olarak bir ayrıma tabi tutarak açıklamaktalar. Resmi vahiy Müslümanlara din olsun diye Allahʼın gönderdiği vahiylerdir. Onun dışında Allahʼın peygamberiyle adına vahiy, ilham veya başka bir şey denilebilen bir iletişim imkanı da vardır. Bu rivayetlerin bir kısmı böyle olabilir ama kesin olur demek doğru değildir. Bunlar vahyi metluğ, vahyi gayri metluğ demek zor, hadislerin okunmayan vahiy olduğu iddiası da temelleri çok zayıf çok çelişkilidir. İslam Düşüncesinde Sünnet kitabımda tamamen detaylı şekilde konuya ulaşabilirsiniz. Sünnetin vahiy olduğu iddiasının Kurʼanʼdan delilleri, rivayetlerden delili, kendi aralarında tutarlılık, mantıki tutarlılık açısından tek tek incelemem sonucunda vardığım Hz. Peygamberin Kurʼan dışında bize aktarılan mirası büyük ölçüde Kurʼanʼdan aldığı ilhamla yaptığı Kurʼanʼın açılımıdır. Kurʼanʼı Kerimʼi tomurcuk olarak düşünecek olursak sünnet bir goncadır. Bunun dışında içtihatları da var. Yani tamamen kendisi Kurʼanʼın ışığında kendi içtihadını açıklamıştır. Bu konuda kitaplar da mevcuttur. İçtihadi Resul, Akdieti Resul, Akiseti Resul, Peygamberin Kıyasları gibi kitaplar da vardır. Sahabeyle istişare ederek verdiği kararlar vardır. Peygamberimizin bütün söyledikleri peygamberlik sıfatıyla da değil bir kısmı devlet başkanı sıfatıyla, bir kısmı ordu komutanı sıfatıyla, bir kısmı aile reisi sıfatıyladır. Bunlar usulü fıkıhta uzun uzun tartışılmıştır. Muhammed Tahir bin Aşurʼun İslam Hukuk Felsefesi kitabını özellikle öneririm. Kitapta peygamberimizin sözlerinin on üç, on dört sıfatla, hangi sıfatlar olduğu örneklerle anlatılmaktadır. Onu bulamayanlara özet olarak ben yine İslam Düşüncesinde Sünnet kitabımda açıkladım. Hatta ek olarak başka bilgiler de verdim. Bizim ulemamız baştan beri Hz. Peygamber bir şey yaptığı zaman bunun sünnet olup olmadığını anlamak için şunlara bakar; 1. Peygamber bir şey söylediğinde peygamber olarak mı yoksa insan olarak mı söyledi? Hangi sıfatla? İnsan olarak söylediğinde bunlar sünnet kavramı dışında kalmaktadır. 2. Peygamber olarak söylese veya yapsa bile acaba bizim kendisine uymamızı istiyor mu yoksa istemiyor mu? Eğer bizim bu konuda kendisine uymamızı istiyorsa bu sünnet olur, değilse sünnet olmaz. Mesela namazı benim kıldığım gibi kılın diyorsa peygambere uymak gerekir ama hiç öyle bir talebi yoksa o da sünnet kapsamı dışında kalır. Bu talep de bazen haccı benim yaptığım gibi yapın gibi kesin bazen de sadaka vermek gibi isteğe bağlı olmaktadır. Dolayısıyla bu talebin kesin mi isteğe bağlı mı olduğuna bakmak lazım. Bir şeyin peygamberin sünneti olup olmadığını belirlemek bir takım süreçleri geliştirir. Bu konuda İslam geleneğinde en gelişmiş disiplin usulü fıkıhtır. Bu yüzden ben ısrarla son zamanlarda eğer usulü fıkıh kültürü İslam dünyasında egemen olsa hadis ve sünnetle ilgili problemlerimizin neredeyse yarısının kendiliğinden ortadan kalkacağını düşünüyorum. Hanefi Şafii farketmez çok iyi bir sistematik ister. Dolayısıyla Hz. Peygamberin hadislerinin vahiy olduğunu söylemek kesinlikle mümkün değildir. Özellikle peygamberimizin vahiylerinin hadis olduğunu söylemek çok büyük bir tehlikesi vardır. O da şudur ki vahiy olduğu söylenilen hadislerden bir çoğu Kurʼanʼı Kerim ile terstir. Daha önemlisi de eğer peygamber her attığı adımı vahiy ile atıyor ise iş Kurʼanʼı Kerimʼin ve Cenabı Hakkın uluhiyetine nakısa getirmeye kadar gitmektedir. Kurʼanʼı Kerimʼde peygamberimiz bir çok yerde eleştirilmiş, uyarılmıştır. O zaman peygamberin şöyle demesi gerekmez mi; ya Rabbi hem bana böyle yapmamı emrediyorsun şimdi de beni azarlıyorsun. Eğer her dediği vahiy olsa bu Allahʼın adil olmadığı haşa Kurʼanʼda çelişkilere kadar gider. Bunu söylemektense peygamberimizin her söylediğinin, her davranışının vahiy ile olmadığı büyük bir kısmının Kurʼanʼı Kerimʼi anlaması, içtihadı, yorumu olduğu klasik ulemanın yazdığı eserlerden de görülmektedir. Zaten her sözü vahiy olsa ya Resulallah bu senin kendi görüşün mü vahiy mi diye bir soru sorulur muydu? Bu rivayeti muhafazakar kesimler de kabul etmektedir ki doğrudur da. Bu rivayet bile her sözünün vahiy olmadığını gösteriyor. Demek ki bu rivayet ışığında sahabe Kurʼan vahyi dışında peygamberden gelen bunu onun kendi içtihadı, yorumu veya tasarrufu olarak görüyor. Buna benzer daha pek çok rivayet var. Peygamberimizi yücelteceğiz diye hadislere vahiy derken Kurʼanʼı Kerimʼe ve Allahʼın uluhiyetine büyük bir darbe vurmuş olabiliriz. Bunu klasik ulema veya muhafazakar görmeyebilir ama yeni nesillerin hepsi cin gibi, bu çelişkileri çok iyi görüyorlar. Bu çelişkilere dikkat etmediğimiz için toplumda giderek deizm, ateizm çelişkileri ortaya çıkıyor. O yüzden mantıki tutarlılık bakımından açıkça peygamberimizin Kurʼan dışındaki bütün tasarrufatını yani sünnet dediğimiz unsurların Kurʼanʼla et ve kemikle ilişkili ama Kurʼan vahyi gibi vahiy olduğunu söylemek son derece riskli ve dediğim gibi hem Kurʼanʼa hem de Cenabı Hakkın uluhiyetine saygısızlık anlamına gelebilecek sonuçlar doğuracak bir yaklaşımdır. Bundan kaçınmak gerekir. Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu