Kadın Devlet Başkanı Olan Toplumların Felah Bulmayacağı Doğru mudur?

0
319 views
Kadın Devlet Başkanı Olan Toplumların Felah Bulmayacağı Doğru mudur?


Kaynaklarımızda bu tarz rivayetler vardır. Hem siyer hem İslam tarihi kaynaklarımızda hem hadis kaynaklarında, hatta tefsir kaynaklarında bile buna benzer bir rivayet vardır. Bu rivayetin izini sürdüğümüz zaman ilk ortaya çıkışı ve ilk dillendirilişi veya kaynaklara girişi peygamberimizden tam iki yüz dört yıl sonra vefat eden Tayalisi’nin eserinde geçer. Rivayet Ebu Bekre adında birisine dayandırılır. Peygamberimizin kadınlar için böyle bir şey söylemesi veya bunun doğru olması için önce kadının ne olduğuna veya kadına İslam’ın bakış açısının ne olduğuna bakmak gerekir. Şunu söyleyeyim ki Kur’an’ın üçte biri Medine’de nazil olmuştur ve Medine döneminde nazil olan bu üçte birlik surelerin hacminin yarısından çoğu kadındır. Nisa Suresi, Bakara Suresi, Tahrim Suresi, Ahzab Suresi, Mücadele Suresinde hep kadın ön plandadır. Birçok kez kadınların etkinliğine ve kadının hukukuna dair özel vurgular vardır. Kadın Hz. Peygamberle bütünüyle toplumun içerisindedir, kadın toplumdan ayrı değildir. Medine dönemindeki ayetlerde görüleceği gibi kadın sürekli ön plandadır. Böyle olduğu halde Resulullah çarşı – pazar denetçisi atıyor. Peygamberimizin eşi bizzat ordu idare ediyor. Peki nasıl oluyor? Hz. Ayşe bu rivayeti bilmiyor muydu? Peki böyle rivayet niye üretilir? Böyle rivayetin üretilme nedeni aslında siyasi saiklerle alakalıdır. Birinci sebebi klasik bedevi geleneğindeki kadına karşı olumsuz bakışın etkisi, ikinci olarak da Şia’nın Hz. Ayşe’yi ve onun ismi üzerinden kadını ilzam eden iddialarının zamanla kaynaklara girmesiyle oluşmuş bir söylemdir. Böylece kadın devlet başkanı olan toplumların iflah olmayacağı şeklinde bir iddia ortaya atılmıştır. Bununla aslında Cemel ashabında Hz. Ayşe taşlanmış yani tabirimi mazur görün. Dolayısıyla Hz. Ayşe’nin ismini doğrudan veremeyen insanlar bu tarz talihsiz bir hadise üzerinden kadını ilzam eden rivayetler ortaya atmışlardır.
Ezcümle bu tarz kadını ilzam eden, ikinci plana atan, küçük düşüren bir söz söylemesi öncelikle vahye aykırıdır. Çünkü onun kurduğu toplumda kadın erkek eşitliği vardır. Cami de beraberdi, bayram namazında beraberdi, savaşta beraberdi, seferde beraberdi, çarşıda beraberdi… yani her yerde kadın vardı. Her savaşa kadınlarla katılmışlar. Mesela savaş sonrasında yaralıları tedavi eden kadınlar da var. Bu kadar kadına vurgu varken, bu kadar Medine döneminin nazil olan ayetlerinin yarıdan çoğunda kadın ön plandayken Allah aşkına bir peygamber nasıl olur da kadını ilzam eden bir rivayet uydurur. O zaman şöyle bir soru çıkıyor ortaya: demek ki peygamberimizden sonraki dönemde eski bedevi geleneklerden henüz kurtulamayanlar veya Şia’nın Hz. Ayşe üzerinden kadını kötüleyen, Hz. Ayşe’nin ismini kullanamadığı için kadını kötüleyen rivayetlerin ortaya atılması ve bunların kaynaklara girmesinden ibarettir. Yoksa bu rivayet hem Hz. Peygamberin öğretisiyle hem de vahyin temel kurucu ilkesiyle taban tabana zıttır.

Prof.dr. İsrafil Balcı